ÇİĞLİ'NİN MAKUS TALİHİ DEĞİŞİR Mİ YOKSA GELEN GİDENİ ARATIR MI?
Yerel seçimlere kısa bir süre kalmış iken, konuyu şu bakımdan ele alırsak aslında iyi bir başkan ve yönetim ile üvey evlat muamelesi görmekten Çiğli kurtulur diye düşünüyorum:
Çiğli, İzmir için önemli bir nokta ve bir çok alanda İzmir'in yükünü taşıyan bir ambar niteliği var. Türkiye'nin Avrupa'nın mülteci deposu olduğu gibi, Çiğli de bir nevi öyle. Çamur arıtma tesisi Çiğli'de, 30 yıldır depolanan çöp...Bir de Atasanayi var. Peki Çiğli hak ettiği karşılığı alıyor mu? Burası muamma. Elbette bunun karşılığını alabilmesi için ne yapmalı, her şeyden önce dirayetli yönetici seçmeli. Bunları da genel merkezin atadığına, onay verdiğine değil, ön seçim yaparak halkın kendisi belirlemeli. Onlara şirin görünüp arkasında pazarlık yapan değil, gerçekten ilçeye hizmet üretecek biri olmalı. Mesela seçeceği Belediye Başkanı ya da Meclis Üyeleri, Büyükşehir ya da Genel Merkezi gerekirse karşısına alıp, Çiğli'yi ikiye bölen, çarşıyı yok eden tüneli itfaiye'ye kadar uzatmalı. Yine ilçeyi ikiye bölen İzban'ı yerin altına alıp, artık üniversite kenti olan Çiğli'ye nefes aldırmalı. Üniversite Çiğli'ye katma değer sağlar hale getirilmeli.
PEKİ SEÇİLEN YÖNETİCİLER YETERLİ Mİ?
Başkanların diplomalarına bakarsan yeterli. Ama Başkan mı iş yapar diploma mı derseniz işte orada durmak gerek. Diploma sadece o makama atanması için gerekli bir belge. Beceri ise atanan kişinin yetenekli olmasından kaynaklı. Gelen başkanlar henüz bu başarıya ulaşamadı. Hiç de risk almadılar ona rağmen ömürleri beş yıl oldu. Mevcut başkan Gümrükçü'nün de kısa bir süresi var, ancak söz konusu onun gidip başkasının gelmesi değil. Bu ilçede değişen birşey olacak mı?
ÇİĞLİ HAK ETTİĞİ DEĞERİ BULACAK MI?
Merak edilen bu aslında. Son yapılan parti içi seçimlerine bakılırsa ön seçim olmaz ise bazı arkadaşlar yine süslü ofislerinde herkese mavi boncuk dağıtıp sonrasında güzel arabalarına binip Ankara'ya yol alırsa kısacası parası olana düdüğü çaldırırlarsa pek birşey değişmeyecek gibi görünüyor. Bazı ayak oyunları ile milletin emeği ve alınterinin üzerine çöküp, bütün başarıyı kendilerine mal edenlerin, bu ilçeyi yönetmeye talip olma şansını kendinde bulmaları aslında bir emek hırsızlığıdır.Bugün Çiğli'de kötü giden bir yönetim anlayışının karşısında birçok kişi mücadele etti ve seçimi muhalif olan kesim hep birlikte kazandı ancak İlçe kongresine gidilirken sadece iki kişi liste yaptı. Birçok kişinin emeği çöpe atıldı. Ortaya çıkan liste sanki aile şirketine yönetici seçilecek gibi hazırlanmıştı. Elbet herkesin yeri ve zamanı geldiğinde kendince özeleştiri yapması gerek. Ben yapıyorum. Gümrükçü'nün parti içi seçimlerini kaybedeceği bir yıl önceden belli idi. Muhalif olan kesim kazandı. Ancak kongreye blok liste ile gidildi. Benim kendime olan özeleştirim salonda üyenin bana verdiği yetkiyi o blok listede kim var görmeden onay vermemem gerekirdi. Bu konuda kendime özeleştiri yapabilirim.
GELEN GİDENİ ARATIR MI?
Önceki döneme bakarsak Çiğli şu an Hasan Arslan'ı arar halde
İki yıldır Gümrükçü verdiği sözü tutmuyor, milletten kopuk, telefonu kapalı diye kaç tane yazı yazdım. Peki yakın süreçte parti içindeki seçimlerde emek veren partilileri ve birlikte yol yürüdükleri arkadaşlarını basamak yapıp, kendini kurultaya taşıyan arkadaşlara ne demeli, süreç böyle ilerlerken yarın sözünde duracaklar mı, yoksa eski tas eski hamam devam mı edecek.
YANİ ÇİĞLİ'NİN MAKUS TALİHİ DEĞİŞECEK Mİ?
Ön seçim yapılmayacak ise parası olan başkan seçilecek ise, bugünden insanlar basamak yapılıp bu kadar küskün yaratılıp telefonlara bakılmayacaksa, kısacası gelen gideni aratıyorsa valla biz Gümrükçü'ye alıştık o kalsın o zaman.
Haftaya devamında buluşmak dileğiyle....










0 Yorum