Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Remzi Yıldırım
Remzi Yıldırım

SİYAH ÖRTÜNÜN ALTINDAN ÇIKAN BAYRAK

10 Eylül 1922…

Ankara’da sabah her zamankinden farklı doğmuştu.

Meclis binasının koridorlarında sessiz bir telaş vardı. Kimse yüksek sesle konuşmuyor, herkes birbirinin gözlerine bakıyordu.

Çünkü yıllardır beklenen bir haberin kokusu Anadolu’nun üzerine sinmişti.

İzmir,

İzmir kurtulmuştu.

Ama Ankara’da henüz sevinç tam anlamıyla dile gelmemişti.

Çünkü bu millet, sevinmeyi bile acılarının arasından öğrenmişti.

Meclis kürsüsünün üzerinde uzun zamandır duran siyah bir örtü vardı.

O örtü sadece siyah bir kumaş değildi.

İşgal altındaki vatanın yasını taşıyordu.

Şehitlerin sessizliğini.

Anaların gözyaşını.

Cepheden cepheye koşan Mehmetçiğin yorgunluğunu.

Ve yıllardır esaret altında yaşayan şehirlerin acısını.

Siyah örtü orada duruyordu.

Ta ki o güne kadar.

“ARTIK KALDIRIN.”

10 Eylül 1922.

Ankara’da Meclis’te dualar edildi.

Sonra o siyah örtü kaldırıldı.

Belki bir insan için yalnızca bir örtünün kaldırılmasıydı bu.

Ama millet için yıllardır omuzlarında taşıdığı bir karanlığın kaldırılmasıydı.

Ardından;

Türk Bayrağı Meclis kürsüsündeki yerini aldı.

Kırmızı.

Şehitlerin kanı kadar sıcak.

Beyaz;

Milletin geleceğe dair umudu kadar temiz.

Bayrak kürsüye asıldığında belki salonda büyük bir sessizlik oldu.

Ama o sessizliğin içinde binlerce insanın sesi vardı.

“Başardık.”

AYNI SAATLERDE İZMİR’DE

Ankara’da siyah örtü kaldırılırken, İzmir başka bir hikâyeyi yaşıyordu.

Saatler 14.00’ü gösteriyordu.

Mustafa Kemal Paşa, yanında Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa ile İzmir’deydi.

Daha birkaç gün önce savaşın ateşiyle yanan topraklarda şimdi Türk Bayrakları dalgalanıyordu.

Sokaklarda insanlar vardı.

Kimisi ağlıyor.

Kimisi gülüyor.

Kimisi elindeki bayrağı göğsüne bastırıyordu.

Bir ihtiyarın gözleri uzaklara dalmıştı.

Belki yıllardır göremediği evladını düşünüyordu.

Belki cephede kalan oğlunu.

Belki de “İzmir’i göremeden gittin ama İzmir artık bizim” diyordu içinden.

Çocuklar bayrakların peşinden koşuyordu.

Kadınlar dualar ediyordu.

Mustafa Kemal Paşa halka hitap ediyordu.

O an İzmir’de yalnızca bir şehir kurtarılmıyordu.

Bir milletin onuru ayağa kalkıyordu.

BİRİ ANKARA’DA, BİRİ İZMİR’DE

Düşünüyorum da;

Aynı gün iki ayrı şehirde iki ayrı görüntü.

Ankara’da siyah örtü kaldırılıyor.

İzmir’de Mustafa Kemal halkın karşısına çıkıyor.

Bir tarafta Meclis kürsüsünde Türk Bayrağı.

Diğer tarafta İzmir sokaklarında Türk Bayrağı.

İkisi de aynı şeyi söylüyor:

“Bu vatan bizimdir.”

İşte tarih bazen kitaplarda yazan cümlelerden daha fazlasıdır.

Tarih;

bir annenin gözyaşıdır,

bir Mehmetçiğin son nefesidir,

bir çocuğun elindeki bayraktır,

bir ihtiyarın “çok şükür” deyişidir.

Bazen;

Bir siyah örtünün sessizce kaldırılmasıdır.

BUGÜN O BAYRAĞA BAKARKEN

Bugün 10 Eylül 2026.

Aradan tam 104 yıl geçti.

Bizler o günleri yaşamadık.

Ama o günlerin emanetini taşıyoruz.

Bugün bir bayrağın altında özgürce konuşabiliyorsak.

Kendi Meclisimizde kendi irademizle karar verebiliyorsak.

İzmir’den Edirne’ye, Adana’dan Kars’a kadar bu topraklarda başımız dik yürüyebiliyorsak…

Bunun bir bedeli olduğunu unutmamalıyız.

O bedel, Anadolu’nun toprağına şehitlerin kanıyla yazıldı.

Bu yüzden bayrağa bakarken sadece kırmızı ve beyaz görmemeli insan.

Biraz düşünmeli.

Biraz susmalı.

Biraz geçmişe gitmeli.

Ankara’daki o Meclis’i hayal etmeli.

Siyah örtünün kaldırıldığı o anı.

Duaları.

Sessizliği.

Ardından kürsüde yerini alan Türk Bayrağı’nı,

Sonra İzmir’e gitmeli gözleri.

Saat 14.00

Mustafa Kemal Paşa.

İsmet İnönü.

Fevzi Çakmak.

Zaferle buluşan bir halk.

İşte o gün, Ankara’da karanlık kaldırıldı, İzmir’de umut ayağa kalktı.

Bugün bize düşen ise o bayrağın neden orada olduğunu unutmamaktır.

Çünkü bayrak yalnızca gökyüzünde dalgalanan bir kumaş değildir.

Bayrak, bir milletin hafızasıdır.

Ve bazı hafızalar unutulursa, tarih yalnızca geçmişte kalmaz.

Gelecek de eksilir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan için can veren bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Siyah örtü kaldırıldı.

Bayrak yerini aldı.

Anadolu, bir kez daha kendi sesini duydu:

“YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM!”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4 + 1 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç