
Bazı acılar vardır; takvimler eskise de ilk günkü kadar tazedir. Çünkü ateş yalnızca taş duvarları yakmaz, insanlığın vicdanında da derin izler bırakır.
Çukurova Madımak Parkı’nda rüzgâr, otuz üç zeytin ağacının dalları arasında usulca dolaşıyordu. Her ağaç bir ismi taşıyor, her yaprak bir anıyı fısıldıyordu. Parkın ortasında yükselen anıtı ise sanki yüzyılların sesiyle sessizce insanlığa bakıyordu.
Kalabalık saygı duruşunda bulundu. Sonra şair Murat Ölmez elindeki kâğıdı açtı. “Sivas Ağıdı”nın ilk dizeleri yankılanırken parkı derin bir sessizlik kapladı. O an yalnızca bir şiir okunmuyordu; otuz üç aydının yarım kalan düşleri, susturulmak istenen türküler ve karanlığa teslim olmayan umutlar yeniden dile geliyordu.
“Yanıyor yüreğim, yanıyor ozan…”
Dize biter bitmez zeytin yaprakları rüzgârla hafifçe sallandı. Sanki her ağaç, adına dikildiği canın sesini taşıyor, “Biz unutulmadık.” diyordu.
O gün orada bulunan herkes biliyordu ki anmak, sadece geçmişi hatırlamak değildi. Anmak; insanlığı, kardeşliği, özgürlüğü ve sanatın aydınlığını geleceğe taşımaktı.
Çünkü türküler yakılamazdı.
Şiirler susturulamazdı.
Kalemler kırılabilirdi ama düşünce asla esir alınamazdı.
Otuz üç zeytin ağacı bunun en güçlü tanığıydı. Her bahar yeniden filiz verecek, her mevsim gölgesinde barışı büyütecek, her rüzgârda Madımak’ta yitirilen canların adını fısıldayacaktı.
Şair Murat Ölmez şiirini bitirdiğinde alkıştan çok gözyaşı vardı. Çünkü bazı şiirler alkış için değil, hafızayı diri tutmak için yazılır. Bazı ağıtlar ise yalnızca kaybedilenleri değil, bir daha aynı acılar yaşanmasın diye insanlığa bırakılmış vicdan çağrılarıdır.
Çukurova Madımak Parkı’nda o gün okunan “Sivas Ağıdı”, sadece bir şiir değildi. O, otuz üç zeytin ağacının dallarında yeşeren hafızanın, Pir Sultan’ın direnen sesinin ve insanlığın ortak vicdanının yankısıydı.
Güneş kavuşurken, zeytin ağaçlarının gölgesi toprağa düştü. Sanki her biri tek bir cümleyi tekrar ediyordu:
“Unutmadık… UnutturmayacağızAydınlatmaya Sanat’a Edebiyat’a Şiir’ yazmaya devam edeceğiz.”
Çünkü biliyor, Murat Ölmez, Unutmak Tükenmektir, Sevgi ekmeye devam.

SİVAS AĞIDI
Sivas semasına yükseldi duman
Yanıyor yüreğim yanıyor ozan
Acıya boyadı, yarını zaman
Yanıyor yüreğim yanıyor insan
Bir akşam vaktiydi, türküler yandı
Yarınlar için, karanlık andı
İnsanlık adına, hain bir gündü
Yanıyor yüreğim, yanıyor ozan
Ne olursa olsun, acımız dinmez
Yanan ozanlarım, geriye dönmez
İçte yanan ateş, ebedi sönmez
Yanıyor yüreğim yanıyor insan
Behçet, Hasret, Asım orada sustu
Yakılan ağıtlar öfkesin kustu
Nice âşıklarım türküye küstü
Yanıyor yüreğim yanıyor ozan
Yürek yakan yangın, çok uzun sürdü
Muhlis’le Muhibe hakka yürüdü
Türkü sevenleri, yasa bürüdü
Yanıyor yüreğim, yanıyor insan
Koray Kaya kızıl, gonca bir güldü
Orda çocuk değil, insanlık öldü
Yükselen çığlıklar, geceyi böldü
Yanıyor yüreğim yanıyor ozan
Kor alevler sardı, her bir yanımı
Gerici yobazlar, aldı canımı
Bilmesin türküler, yanan tenimi
Yanıyor yüreğim yanıyor insan
Yanan yüreklerin duyulmaz sesi
Duyarlı halkımın kalmaz neşesi
Umutlu gözlerin sönmez şulesi
Yanıyor yüreğim, yanıyor ozan
Şair Ölmez der ki, bitmez sözlerim
Sele coşku verdi, yine gözlerim
Kapkara silinmez, leke gizlerim
Yanıyor yüreğim yanıyor insan
Murat Ölmez


YORUMLAR