NE DARBE GİRİŞİMİ NE TİYATRO DÜPEDÜZ DARBEDİR 15 TEMMUZ
Tam sekiz sene önce, yani 15 Temmuz 2016 günü, akşam satlerinde, aniden bir hareketlilik başladı, asker şehre indi, halk marketlere...
Aralıklarla darbe görmeye alışık halk, darbenin sabaha karşı insanlar evinde uyurken değil de akşam üzeri, halkın çoğu dışarıdayken yapılmasına alışık olmayacak ki, derin bir şaşkınlık yaşandı, haliyle. Bir tarafta, uzun süren ve sürdükçe çekilmez olan Akparti iktidarından başka türlü kurtulamayacağını düşündüğü için askerin yönetime el koymasına sevinenler, öteden beri askerle koyunkoyuna olanlarla çıkar birlikteliğinde birleşiyor, gözleri parlıyor mutluluktan, diğer tarafta har vurup, harman savurmaya alıştırılmış imtiyazlılar, devirlerinin sona erdiğini düşünüp, kaygıyla ovuşturuyordu alnını. Buna mukabil en kötü demokrasinin bile darbeden yeğ olduğunu bilen bir diğer cephe de yok değildi.
Güçlü istihbarat ağı olduğu iddiasıyla, dünyaya caka satan ülkenin Mit müsteşarı, caka satmakla meşgulken, bir şey duymamış olacak ki sonradan haberdar olduk darbeden. Neyseki enişte bey haber almış da Cumhurbaşkanı'na darbe olacağı havadisini vermişti. Allah eniştenin hayırlısını nasip etsin herkese! Cumhurbaşkanı bu, eniştesinden aldığı gibi müjdeyi, şey pardon haberi, çıktı ekranların karşısına, durur mu hiç? Güçlü demokrasimize sahip çıkmak üzere, halkı meydanlara davet etti. Birbirini kesmeye pek meraklı halkımiz, gücü de arkasına alınca düştü demokrasinin ve ince hesapların peşine. Şoför Nebahat tadında Nene Hatun'larımız bile türedi. O gece ve sonraki birkaç gece alanda bir fotoğrafı olan herkesin, artık o fotoğrafı artık her kapıyı açan bir diplomaydı ve ben hariç herkes oradaydı(!)
Tüm bunlar olurken, Sayın Cumhurbaşkanı'nın uçağını kullanan pilottan tutun da kuruması olan askerlere kadar, yanında, yöresinde olanların %90'ı sonradan fetöden hüküm giydi. Güya Cumhurbaşkanına suikast düzenleniyordu ama bu %90'ın aklına hedefi vurmak gelmemiş, tam tersi korumaya almışlardı etten duvar örerek.
Asker, polis, halk karşı karşıya geliyor, ortalığın tozu dumana karışıyordu. Kimse nerede duracağını bilmiyor ne olduğunu kestirmeye çalışıyordu ama başka bir grup, plana sadık kalıyor ve tıkır tıkır işletiyordu. Boğazlanan askerler, kurşuna dizilen kışlalar, uçak kaldıranlar, uçak indirenler, ne için, kim için olduğunu bilmeden ölen, öldürülen insanlar. Allah sizi inandırdırsın daha yeni aldığı tertemiz atletini tankın egzosuna tıkamak suretiyle tankı inflak ettirenler bile vardı(!). Tam sapanla F16 düşürecek kahramanlarımız da türeyecekti ki darbe bitti!
Neyse ki darbe bastırıldı, günlerce sokağa çıkma yasakları olacak sanıp, ilk gün heyecanla aldığı kilolarca unu ve zerzevatı ne yapacağını bilmeyen insanları saymazsak, hızlıca normale döndü her şey. Sanki dün insanlar birbirini boğazlamamış gibi devam ettik rutinlerimize. Ne de olsa Hükümet bu hainlerle hesaplaşacak, ülkemizin demokrasisini koruyacaktı. Hızlıca kararlar alındı, hainler balık istifi dizildi karakollarda, dayak, hakaret, küfür, işkence. Ne ararsan var. Ne de olsa her şey mübah böyle zamanlarda.
Devletimizin kurumlarını bu pisliklerden arındırmalıydık. Hızlıca koyulduk işe. Fetönün ana kadroları, damarları hariç, Fetö'ye selam vermiş herkesi yargıladık. Fetö'ye banka açanı değil ama o bankada hesap açanın, bakmadık gözünün yaşına. Fetö'ye üniversite kurana değil ama o üniversiteye devlet eliyle yerleştirilen öğrenciye bastık damgayı. Ne de olsa sağcısı, solcusu, dindarı, dinsizi, Kürtçüsü, Türkçüsü herkes karşıydı darbelere. "Ne istediler de vermedik?" demiş olsa bile, bu mağduriyet kabul edilemezdi. Öyle de oldu. Verdiler Reis'e KHK yetkisini, gördüler şahsımın konfor alanı etkisini!
Güç fena bir şey. Bir kere ele geçti mi, bir daha bırakmak istemiyor insan. Sorun, sıkıntı, engel olarak gördüğümüz kim varsa Fetö ile ilişkilendirip kurtulduk bir çırpıda. Hayatı boyunca değil Fetö, dinle dahi işi olmamış olanları bile!
Dile kolay, 8 yıl geçti üstünden. 8 yılda bitiremedik Fetö'yü kurumlardan. Hâlâ ne zaman başımız sıkışsa, yaptığımız hangi iş tepki toplasa halktan, bağlıyoruz hemen Fetö'ye, ohhh mis!
Şimdi soruyor insanlar; 15 Temmuz darbe girişimi miydi yoksa tiyatro mu? diye. Ne girişimi, ne tiyatrosu canım kardeşim? 15 Temmuz düpedüz darbeydi işte!
Yoksa neden "Allah'ın bir lütfu" olsun ki!










0 Yorum