İLK KEZ SAHNEDEYİM BEKLERİM EFENDİM
...Veee sahneee İzmir İnkılap İlkokulu'nda hayata hazırlanırken fi tarihinde, yıkılan Rakım Elkutlu Caddesi'ndeki Çiçek Sineması'nda sınıf ve okul arkadaşlarımla sahnede Rond'a çıkmıştım.
Koro gibi dizilmiştik, plastik top, baston, kasketle.
İlk ve sondu, yıllar geçti.
Tövbe, son değil sahneye çıkışım, sonra da çıktım sanatçılık değil.
Ödül töreni, kürsüde konuşma yapmak, seçimlerde oy kullanmak, kazanınca poz vermek için, divan kurulunda görev filan da var, o kadar.
Yer sahne ama sahne almak değil işte.
Sahneye çıkmak deyince, ilk akla gelen sanat gelir akıllara, aklıma.
Senaryo olur, oyun gösteri olur.
Öyle de zaten.
İzmir'de harcandıklarına inandığım iki isim, 'beni bu yolla itti suçsuzum hâkimim' İstanbul'da Ankara'da olsa.
Ün, şöhret, ganimet, hasılat, tahsilat, reklam, tonla gırla olurdu.
İzmir'im maalesef bu aralar böyle.
Ayla Taşdelen ile Mikrop ismiyle müsemma Hikmet Durmuş'tan bahsediyorum, muhteşem ikili.
Mahşerin değil, cihanın atlısı.
İzmir'in gururu ekiptir; Sarı Zeybek.
Ucuza kiralık yer bulmak için cebelleşen ekip.
Yok mu bir babayiğit, anayiğit.
Sarı Zeybek Kültür Sanat Derneği Başkanı, Başkanım Ayla Taşdelen Hanım, hanımefendi, ablamız, hocamız.
Aramızda kalsın adında Sakine de var.
Aman kimse duymasın.
Sakine'yi kullanmıyor, vardır bir bildiği.
Gayet normal, iki isimli iki soyadlıları görünce bu da iyi.
Normal yaşamda çok sakindir, aslında tıpkı adı gibi.
İş sanata gelince, aman ha.
Kaçın ordan.
Çok titizdir.
Defalarca tekrarlatır.
Bir ara Harun Cici'nin elindeki uzun kargıyı kafama fırlatacak diye korkmadım, tırsmadım desem yalan olur.
Şaka şaka valla şaka.
Pek de Sultan'a benzemesem de Gönül Sultanları için, davet etiğinde.
Ben şok.
Kal geldi yani.
Davet etti sandım meğer sahneye çıkarmak için düşünmüş.
Sağ olsun, sanatı bol olsun.
Dışımdan 'bilmem yapabilir miyim' diye söyledim.
Bir ara Ayla hanım da duraladı.
'Sen hakemsin yaparsın' deyince bir rahatlık geldi.
Yıllarca maça çıktım, hiç alkışlanmadım ki.
Nasıl yapayım ?
Ev sahibi takım kazanınca belki olmuştur alkış, onu da hatırlamıyorum.
Küfür demeyeyim yine de onların seviyesizliğine kapılmayayım.
Kaba saba olmasın.
Zaten insan evladına küfredilmez.
Yaratılan'a küfredilmez Yaratan'dan ötürü.
İnce laflar, sallamalar, laf sokmalar, kalın lakırdılar, filan.
Diyelim, sahadakine.
Sahnedeki alkış garantili.
Beğenmeseler de alkışlayacaklar, sanatın gözünü seveyim.
Hakemlik bir sanattır diyorum, yazıyorum ya.
Yapana, yapabilene sanat.
Alkışlanması değil kastettiğim.
Hakemlik demişken, 1989 yılı sanırım İzmir Atatürk Stadı 3 Nolu Yan Saha.
Amatör maç ya adayım ya da yeni il hakemi oldum.
Gözlemcim Hüsnü Taşdelen hocam, Allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
Ayla üstadımın babasıymış meğer.
Yaa hayat böyle bir şey işte.
Keser döner sap döner.
Nerden nereye ?
Kardeşi Serdar Taşdelen de hakemlik yaptı.
Baba adam, babacan bir insandı kırmadan dökmeden yorum yapar, tavsiyelerde bulunurdu Hüsnü hocam.
28 yıldır bu sahalarda düdük çalıyorsam, çalabiliyorsam.
Emeği vardır, payı vardır, Allah razı olsun.
Ahde Vefa'ya hürmetle.
Gözlemciyi dinlemek gerek, uygulamak gerek.
Baktın beğenmedin 'Hadi yaa' dersin, geçebilirsin.
Yapma, etme, geçme.
Boşa konuşmazlar, öğüt vermezler.
Not ver geç, değil ki iş.
Büyük bir hata yaparsın, hayat öyle bir öğretir ki.
Geçmiş olsun tekrarı yok bunun.
Öğrenmek gerek, okuya okuya düşüne düşüne bir de dü... dü.. şey düşe kalka.
Oysa şans, fırsat, tren kaçar gider.
Dinledim şükür gaflet ve dalalet içinde bulunmadım.
Mesela başka bir örnek.
Her şeyin olduğu bir maçta 'Orta sahada bir faulü ters verdin' diyen gözlemcim de oldu.
Güldüm geçtim, öyle bir maçta.
'Bulduğum bu' demek istiyor.
'90 dakikada 20 faulün alt tarafı 1'i, bir de kendine göre faul belki de değil, kart gerektirmeyen hem de, bir de orta sahada'.
Breh breh, tespite bakın.
Tövbe tövbe.
Diğer garip pozisyonları anlamadı da ondan.
İlla bir şey diyecekler, dediler bazıları.
Boş, içi dışı boş yani.
Hakem evladı Ayla Taşdelen'in davetiyle onur duydum.
Torpil değil, daha geçen yıl öğrendim Hüsnü hocamın babası olduğunu.
Torpil yapmaz, dürüst hakemin kızıdır ne de olsa.
Listede Hikmet Durmuş kardeşimin olduğunu da duyunca balıklama atladım.
Nasıl olsa gerçek sanatçılar var, sırıtmam açığımı kapatırlar, havalara da girmemiş olurum.
İnsan evladı, espri yeteneği mükemmel, yardımseverlik, sağ elin verdiğini sol eliyle göstermeyenlerden, idrak, izan, ses, şov.
Muhteşem, harika, süper, mega, ultra, fevkaladenin fevkinde.
Abuk sabuk iki üç laf etse, birine su dolu şişe fırlatsa, masasından karşıya çatal bıçak fırlatsa.
Ama o yapmaz, yapamaz, o bir İzmirli.
Unutulur, unuttururlar da.
Böylesi daha güzel, vazgeçtim.
Eksik olsun, böyle para da şöhret de.
Zaten Mikrop'uma yakıştıramam.
Yeri gelmişken kapak yapayım, kapak olsun.
Hani seçimler yaklaşıyor ya.
Hak eden gelsin, çalışacak gelsin.
Top'tan örnek vereyim.
Adına 'Süper' denen, adıyla alakası olmayan ligimizi yabancılarla doldurdular ya.
Bizimkiler yedekte, tribünde, evde.
Elin gavuru sahada, dolu cüzdanla.
Ana belediyelerimiz, yerel belediyelerimiz, İzmir'i değil sadece Ege'yi de kast ediyorum.
Ordan burdan birilerini getirir, uçakla, otel, ekipman bir de tonla para.
Aradakilerde 'sakal' yapar haliyle.
'Gel İzmirlim güzel sanatçım Hikmet Durmuş buyur konser alanı, bu akşam sahne senin' demediler ki, demezler ki.
İthal revaçta.
İhraç da olmaz bizde.
Bizim Mikrop'umuz beklesin dursun.
Kadrosundakilere 'çorba' parası çıksın diye çabalar, durur.
Adalet herkese, her zaman şart.
Ne diyelim nasip, kısmet.
Vardır Allah'ımın bir tasarrufu, hakkın olmayanı yedirmiyor belki de.
Güzel söz de mi ?
Sadece bize özgü.
Nasıl Gönül Sultanları'nın adının hakkını veriyor muyum ?
Bir nebze de olsa.
İyi sıkı çalıştık.
Gelin, izleyin, bekleriz.
Çokluğunuzla gurur ve onur duyarız, şeref verirsiniz...
Sultan, Gönül Sultanı, Gönül Sultanları bizler değiliz.
Onlar ki tarihe nam salan güzel yürekli, adil, ahlaklı, bu coğrafyanın insanları.
Benimkisi alt tarafı bir sahne alış, 10 dakikayı geçmez.
Üst tarafı ise muhteşem.
Bir yerden başlamak gerek.
Bu saatten sonra sanatçı olamam belki ama.
Sanatçı ruhum var.
Hakemlik, gazetecilik var ne de olsa.
Onlar da birer sanat.
Üretmek gerek hepsinde de.
Belediye başkanı adayı değilim ama projelerim var.
Belki bir gün mutlaka.
Aday demişken İzmir Üçkuyular Mahallesi muhtar adayı İbrahim Irmak ustamı da beklerim.
Menfaatimiz yoktur bizim.
Oy veremeyeceğim, aynı mahallede değiliz.
Sahnemiz oy alacağı yerde de değil zaten.
Her şey nizami, kurallara uygun.
İnsanca yaşayana, yaşatana.
Sevgi ve saygılarımla...
GÖNÜL SULTANLARI
SALON; Mustafa Necati Kültür Merkezi (İzmir Yeşilyurt)
TARİH / SAAT; 26 MART 2024 SALI / Saat; 20.30
İFTAR - İKRAM; Saat 19.35 / Tavuklu Pilav, Ayran, Lokma
ÜCRETSİZ GÖSTERİ
***
YAZAN - YÖNETEN;
Ayla Taşdelen (Sarı Zeybek Kültür Derneği Başkanı, Sanatçı)
***
KAYIT - SES - IŞIK;
Korkut Alp (Sarı Zeybek Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Şair, Sanatçı)
KONDÜVİT;
Nurcan Akyürek (Sarı Zeybek Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Sanatçı - Nurhan Kurnaz (Sarı Zeybek Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Sanatçı)
***
SEMAZEN GRUPLARI;
İM-DER Semah Grup - İzmir Semazen Grup
***
CANLANDIRANLAR;
Hikmet Durmuş (Mikrop)
(Sanatçı, solist, hayırsever, Sarı Zeybek Kültür Sanat Derneği Onursal Başkanı)
Zülfikar Kaya
(Sivas Yiğidolar Federasyonu Başkanı),
Esat Erçetingöz
(Ege Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı, gazeteci duayen foto muhabiri),
Mustafa Erduran
(SP İzmir Büyükşehir Belediyesi Belediye Başkan Adayı),
Metin Aydınoğlu
(Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu İzmir ASKF Yönetim Kurulu Üyesi, Milli futbol hakemi, gazeteci-yazar)
Kemal Dağtekin
(Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi),
İbrahim Kılınç
(9 Eylül Dernekler Federasyonu Başkanı),
Harun Cici
(Aktivist, kuaför, Avrasya Artistik Kuaförler Kültür ve Sanat Derneği Üyesi)
Âdem Aslan (Sivas Yiğidolar Federasyonu Başkan Yardımcısı)
DESTEKLEYİCİLER;
İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kent Konseyi, Dokuz Eylül Dernekler Federasyonu (DEDEF), Sivas Yiğidolar Federasyonu, Ege Magazin Gazetecileri Derneği, Yeter ki İyilik Olsun Derneği, HC Life Dergisi, Grafik İz, ZK Group İMDO, ATS Alüminyum
DİP NOT; Salona adı verilen Mustafa Necati Bey, rahmetli. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Kurtuluşumuza çok emeği geçenlerden. Üç farklı alanda bakanlık yapmış isim. Adalet, Milli Eğitim ve Bayındırlık İmar İskân. Öğretmen, avukat, bakan, milletvekili. Bir de Büyük Altay'ımızın kurucularından. Konuklarımızın dikkatine...










0 Yorum