BİR GÜNLE OLMAZ!
‘Dalya!’ sözünü gençliğimde, hatta çocukluğumda önceki Cumhurbaşkanlarından Celal Bayar’ın ağzından… ‘Dalya!’ demişti, yüzüncü yaşını kutlarken…
Nasıl ‘Yılbaşı’ gecelerinde, ya da ev kutlamalarında ‘tombala’ oynarken, ya da bir noktaya, zirveye herkesten önce ulaşınca ‘Bingo’ veya benzer sözcükler ağzımızdan çıkınca şimdi de bizler, Cumhuriyetimizin 100’üncü yıl dönümü için birlikte ‘dalya’ deme mutluluğunu elde etmiş olduk.
29 Ekim 1923’ten 2023’e, dile kolay tam 100 yıl…
Koca bir yüzyıl.
Resmen çağ değişimini yaşadığımız bir Asır…
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl önce 29 Ekim 1923’de saat 20.30’da ‘Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun yönetim şekli Cumhuriyet’tir.’ diyerek yüksek niteliklere sahip bir idare olan Cumhuriyet’i Büyük Millet Meclisi’nde ilan etmiş.
Millî Mücadele sürecinde vicdanında milli sır olarak sakladığı Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle Türk tarihinde yeni bir dönemi de başlatmış.
Devleti yönetecek kişileri kendisi seçerek kendi iradesini kendi eline almış ve egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milleti’nin olmuş.
Hepimizin bildiği, yazdığı, anlattığı gibi:
Ülke sanayi, eğitim, teknoloji ve endüstriyel anlamda önemli bir değişim yaşadık.
Kadınlar için açtığı ve dünyaya örnek olan yol sayesinde iş dünyası da önemli bir kazanım yaşadı.
Sonuç olarak kadının istihdamda yarattığı güç ile ekonomik güç de katlanarak arttı.
Atamızın açtığı yolda eğitimde yapılan reformlar, sanat ve edebiyat alanındaki ilerlemeler ise Türkiye Cumhuriyeti’ni aydınlık bir yola soktu.
*- BİZİ GURURLANDIRDILAR
Bayram’dan, 29 Ekim’den iki gün önce saat 11,00’e doğru İstanbul semalarında jetlerimiz görüldü.
Gerek Boğazda, gerekse hem ülkemizin Asya, hem de Avrupa toprakları üzerinde, elini uzatsan yakalayacaksın hissini uyandıran alçaktan uçuş yaptılar.
Önce, martılar, kargalar, kediler, köpekler, tüm kuşlar, canlılar gibi tüm İstanbullular ‘Ne oluyor?’ dediler ve kahraman pilotlarımızın gösterilerini alkışladılar.
Özellikle Boğaz üzerinde, güvercinler gibi, pilotlarımızın uçaklara takla attırmalarını, zig zag yaptırmalarını, topaç gibi döndürmelerini, jetlerle oyuncak gibi oynamalarını keyifle izlediler.
Gurur verdiler.
Moral verdiler.
Sabahın erken saatlerinden itibaren anneler, şarkıda olduğu gibi, ‘Uyanın çocuklar’ derken, gösteriler sırasında da, komşular birbirlerine seslendiler:
‘Koşun, koşun kahramanlarımızı seyredin!’ diye…
Hepsi ama hepsi çok güzel…
Şimdi yine tarihsel gelişmelere bir göz daha atalım:
*- ÖNCELİKLER
Hepimizin bildiği gibi, tüm bu dönüşümler ve reformlar ışığında, Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü kuruluş yıldönümünde, ülkemizin gelişimini artıracak adımları atmak en önemli öncelik oldu.
100 yıl önce Kurtuluş Savaşı gibi zorlu bir süreç sonrası başlayan reformların bu yüzyılda da sıçrama tahtası gibi ülkeyi gelecek yüzyıla taşıması zaruridir.
Bu amaç doğrultusunda, sanayi ve teknoloji alanlarında elde edilecek başarıların ne kadar hayati olduğunun bilinciyle öncelikle kentimiz sonra da ülkemiz için hepimizin etkim olması, gayret göstermesi şarttır.
Türk girişimciliğinde önemli başarılara imza atıldı.
Yeterli mi?
Tabii ki değil!
Elbette bu başarılarla yetinmeyeceğiz.
Türkiye’yi bir üst lige çıkarma, dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasına sokma amacıyla tüm enerjimizle var olma çabasındayız.
Bu yolda temel önceliğimiz, attığımız adımları sürdürülebilir kılacak ekosistemi güçlendirmek olmalıdır.
Her ülke, kendi alt yapısı ve planları doğrultusunda stratejik politikalar üretirken bizlerin de bu stratejilerin gerisinde kalmamamız beklenemez. Küresel rekabet gücümüzü artıracak, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızı temin edecek, kritik teknolojilerde atılımı sağlayacak politikalar geliştirmemiz en önemli çıkış noktamız olacaktır.
Dijitalleşen Dünya’da, yüksek teknoloji ve katma değer üreten öncü Türkiye olma yolunda var gücümüzle çalışacağımızı, yol haritamızı Atamızın izinden giderek belirlemeliyiz.
Örneğin: Yüksek Teknoloji ve İnovasyon, Dijitalleşme ve Dönüşüm, Sanayi ve Girişimcilik başlıklarında ülkemizi belirlenen hedeflerine taşımalıyız.
100 yıl önceki inanç ve kararlılıkla Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri ışığında yürüyeceğimize ant içmeliyiz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. Yılını coşkuyla kutlamalıyız.
Kutlamalar bir gün ile bir hafta ile sınırlı kalmamalıdır.
*- CEPHEDE BİLE
Düşünebiliyor musunuz?
Sen koskoca Atatürk ol, bir ülkenin tarihini değiştir.
O cepheden diğer cepheye koşarken, 3397 kitap oku, Atlantik’in ve Geometrinin kitabını yaz,
Dünyanın ‘Başöğretmen’ sıfatlı tek lideri ol, devrimler yap…
Sonra üç, beş cahil çıksın seni eleştirsin…
Bunu kabul edebilir miyiz?
*- NE HALDEYDİK
Şunu da anımsatayım, ki ebedi liderimizin yaptıklarının, kısa zamanda başardıklarının önemi bir başka şekilde de beynimize yerleşsin;
- Cumhuriyet kurulduğunda okuma yazma oranı erkeklerde %7, kadınlarda binde 4’tü.
- Osmanlı Devleti 600 yılda bir İbn-i Sina yetiştiremedi.
- Cumhuriyet’le ümmet millet, kul değerli birey oldu.
- Nüfus sayımında sayılmayan kadın erkekle eşit duruma getirildi.
- Cumhuriyet liyakattir, fırsat eşitliğidir.
Cumhuriyet erdemdir.
Atatürk’ün mucizesidir Cumhuriyet…
100. yıldönümü çok görkemli etkinliklerle kutlanmalıdır.
Ülkemizin her metrekaresinde Mavi Gözlü Atatürk’ümüzün, ilke ve inkılapları bizler tarafından ezberleniyor,
Şanlı Türk Bayrağımız dalgalanıyor.
O ise bir asır önce ne demişti:
‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’
Cumhuriyetimizin100’ncuü Yılı Kutlu Olsun…










0 Yorum