Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Remzi Yıldırım
Remzi Yıldırım

ÇOCUKLARIN GÖZYAŞI, BİR ÜLKENİN VİCDANIDIR

Bir çocuğun elinden tutmak,
yalnızca küçücük bir eli tutmak değildir. Bir ömrün karanlığa düşmesini engellemektir.

Çocuk; Daha dünyayı tanımadan dünyaya emanet edilen küçük bir insan.

Gözlerinde henüz yalan yoktur çocukların.
Korkuları bile tertemizdir.
Bir gülüşleri vardır; evin duvarlarını aydınlatır.
Bir ağlayışları vardır; insanın yüreğine dokunur.

Ama bazen hayat, çocukların önüne yaşlarından büyük acılar koyar.

İşte tam da burada devletin eli uzanmalıdır çocuğa. Sıcak bir el gibi.
Koruyan, kollayan, dinleyen, anlayan ve gerektiğinde “Ben buradayım” diyen bir el.

AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın, Genel Kurul çalışmalarında Çocuk Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin teklifin yasalaştığını açıklaması, bu nedenle yalnızca bir Meclis çalışması olarak görülmemelidir.

Çünkü konu çocuksa, mesele siyaset üstüdür.
Çocuk varsa, yarın vardır.

BİR ÇOCUĞUN KADERİ DEĞİŞEBİLİR

Bir kanun maddesi belki kâğıt üzerinde birkaç satırdır.Ama o birkaç satır;
Bir çocuğun korunması olabilir. Bir istismarın önlenmesi olabilir.Bir şiddetin kapıda durdurulması olabilir.Bir çocuğun yeniden okula dönmesi olabilir. Bir annenin gece çocuğunun başucunda korkmadan uyuması olabilir.Bir babanın “Çocuğum güvende” diyebilmesidir belki de.vİşte yasaların gerçek anlamı burada başlar.

Kanun, insan hayatına dokunduğu zaman değerlidir. Çocukların hayatına dokunan her düzenleme ise geleceğe yazılmış bir mektuptur.

ÇOCUKLARI KORUMAK, VATANI KORUMAKTIR

Biz bazen vatan deyince sınırları düşünürüz.

Bayrağı düşünürüz.

Toprağı düşünürüz.

Oysa vatan biraz da okul bahçesinde koşan çocuğun kahkahasıdır.

Vatan, annesinin elini tutarak karşıdan karşıya geçen küçük kızdır.

Vatan, sırtında çantasıyla sabahın erken saatinde okuluna giden çocuktur.

Vatan, sokakta top oynayan çocukların sesidir.

O çocukların yüzündeki gülümseme kaybolursa, bir ülkenin geleceğinden de bir parça eksilir.

Bu yüzden çocukları korumak; geleceği korumaktır.
Aileyi korumaktır.
Toplumu korumaktır.
İnsanı korumaktır.

ŞEHİT EVİNDEKİ ÇOCUK DA BİZİM ÇOCUĞUMUZDUR

Şimdi Meclis’in gündeminde şehit aileleri ve gazilerin özlük haklarında iyileştirmeler öngören yeni bir kanun teklifi bulunuyor.

Bu da başka bir vicdan borcudur.Bir şehidin ardından evinde büyüyen çocuk vardır. Babası dönmeyecek olan.

Fotoğrafına bakarak büyüyecek olan.
“Babam nasıldı?” diye soracak olan.

O çocuğa bu milletin söyleyeceği tek bir söz olmalıdır:

“Sen yalnız değilsin.”

Çünkü şehit aileleri yalnızca kendi acılarını taşımıyor. Onların acısında bu milletin ortak hafızası var.

Gazilerimizin taşıdığı her izde bu ülkenin bağımsızlığının hikâyesi var.

Bu nedenle çocuklar için atılan adımla şehit aileleri ve gaziler için atılacak adım, aslında aynı vicdanın iki ayrı yüzüdür.

Biri geleceğimizi, diğeri geçmişten bize kalan emanetleri korur.

ÇOCUKLARA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS

Çocuklarımıza yalnızca binalar, yollar, köprüler bırakmayalım.

Onlara güvenli sokaklar bırakalım.

Temiz bir vicdan bırakalım.

Adalet duygusu bırakalım.

Merhamet bırakalım.

Sevgi bırakalım.

En önemlisi; “Bu ülkede çocuk olmak güzeldir.” diyebilecekleri bir Türkiye bırakalım.

Çünkü çocukların gözyaşı, bir ülkenin vicdanına düşen damladır.O damla büyümeden. Bir göle dönüşmeden.Bir çocuğun hayatını karartmadan…
Hep birlikte el uzatmalıyız.

Devlet el uzatmalı.

Aile el uzatmalı.

Öğretmen el uzatmalı.

Komşu el uzatmalı.

Toplum el uzatmalı.

Çünkü bir çocuğun başına gelen kötülük, yalnızca onun başına gelmiş değildir.

Hepimizin kapısını çalmıştır.

Unutmayalım dostlar;

Çocukların sustuğu yerde gelecek susar. Çocukların güldüğü yerde umut büyür. Bir çocuğu koruyan, aslında bir ülkenin yarınını korur.

Bugün Meclis’te atılan adımın anlamı da budur.

Bir kanun değişir.
Bir hayat değişir.
Bir hayat değişir.
Bir neslin kaderi değişir.

Bizler,i; çocukların kaderini karanlığa değil, aydınlığa yazmak zorundayız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

7 + 6 = ?

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç