Hüseyin Ergün yazdı
Kıymetli Çiğlililer, değerli okurlarım;
Çiğli’nin neden hak ettiği yerde olmadığını bundan sonraki süreçte sizlere anlatmaya çalışacağım. Çiğli’nin makus talihi maalesef bir türlü değişmedi. Dün yazdım, yazmaya devam edeceğim.
Benim tarafım hiçbir zaman rantın tarafı olmadı; hep halkın yanında oldum. Yerel basın olarak Çiğli halkına bütün gerçekleri aktarmaya çalıştık. Taraf tutmadan, Utku Gümrükçü döneminde yapılan eksikleri tüm çıplaklığıyla yazdık.
2024 yerel seçimlerinde Yıldız aday olduğunda şahsım ve mensubu olduğum yayın kuruluşu seçim boyunca karşılıksız destek verdi. Yıldız göreve seçileli yaklaşık 18 ay oldu. Ekonomik darboğazdaki bir belediyeyi yönetmenin zorluğunu biliyor ve ılımlı bir yaklaşımla kendisini destekledim.
Çiğli zor bir yerdir. Bazı şeyleri yazmadığınızda “korktu” derler; eleştiri hakkınızı kullandığınızda ise “kişisel hesabı var” diye bağırırlar. Biz bugüne kadar hiç kimseden kişisel beklenti içerisine girmeden halkın gündemini oluşturmaya çalıştık.
Ben, Hüseyin Ergün olarak, siyasi kimliğimi hiç gizlemedim. Cumhuriyet Halk Partisi’nde il yöneticiliği yaptım; buna rağmen Utku Gümrükçü dönemini en çok eleştirenlerden oldum. Yerel seçimlerde Gümrükçü’nün yeniden aday olmaması için çaba harcadım. Gümrükçü’yü eleştirirken o dönemin İZSU Kanal Daire Başkanı ve bugün Çiğli Belediye Başkanı olan Onur Emrah Yıldız’ı da Çiğli’ye yaptığı altyapı çalışmaları nedeniyle gündeme taşıyorduk. O gün bize teşekkür eden Yıldız, bugün ahkâm kesiyor.
Verdiğim sözün sonuna kadar arkasındayım. Yapamayacağım sözü vermem, kimseye yalan söylemem. Ancak yaklaşık iki yıldır koşulsuz yanında durduğumuz makam sahiplerinin de bana yalan söylemesini de kolayca affetmem.
Yerel basın kimliğim dışında partili kimliğimle de Yıldız aday olmadan birçok söz verdi. Aday olduktan sonra müteahhit sponsorları ile dış basına para aktarırken ben partili kimliğimle üç ay boyunca tek delikli kuruş almadım. 2025 Nisan’da oturduk, konuştuk; birlikte siyasi bir yolculuğa başlayacağız dedik.
Önceki verdiği sözlerden sonra, “Ben yorgundum, kafa dalgın, unutmuş olabilirim.” dedi. Ardından, “Bak şimdi ben, sen, Niyazi var; ben unutursam o unutmaz. Siyaseten ne istiyorsun?” diye sordu. Ben de sadece “İl delegesi.” dedim. “Tamam abi, sıkıntı yok.” dedi. Birçok mevzu konuştuk; Niyazi de sözde şahit. Ama benim unuttuğum bir şey vardı: Bozacının şahidi şıracı hiç olur mu? Niyazi gibi bir dakikada on yalan söyleyen biri şahit olursa olacağı bu. Daha sonra temmuzda başkanın makamında konuştuk. Yanımızda milletin iki dönemdir emeğine çöken Niyazi ve yerel basından arkadaş da vardı. Daha önce de belirttim, bugüne kadar hiçbir siyasi aktöre vefa borcum olmadı, Onur Emrah Yıldız da dahil. Bugün de aynı noktadayım.
Arkadaşlarımız “Biz iktidar olacağız.” diyor; ama bir de gerçeğe bakalım.
2019’da Utku Gümrükçü aday olduğunda Çiğli’nin nüfusu 210 bindi. Gümrükçü 75 bin oy alarak rekor kırdı. Peki sonra ne oldu? Kapatılan kapılar, tepeden bakan tutumlar, delege sürecinde yapılan oyunlarla birlikte 2023’e geldik.
2023’te ne oldu? Biz, Gümrükçü ve ekibinin eksiklerini millete anlatarak yeni bir delegasyon sürecine girdik. Bugün yine mavi liste iyi bir başarı elde etti. Herkes çalıştı; ama emek hırsızlığı yapıp kaymağını iki kişi yedi, kurultay delegesi oldular. Eğer bu mücadeleyi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde verselerdi CHP şimdi iktidarda olurdu. Ama onlar kendi iktidarlarının peşindeydi.
Dün Utku, bugün Onur Emrah gibiydi. Yerel seçimler geldi çattı. AK Parti’nin en kötü dönemlerinden biri yaşanıyordu; bir yıl önce %22 oy almışlardı. Ancak unuttukları bir şey var: CHP’liler salonlarda birbirine girerken, Çiğli’de Murat Gökçekaya milletin gönlüne girmişti. Herkes “AK Parti Türkiye’de bitti.” derken, Gökçekaya Çiğli tarihinde en yüksek oyunu aldı.
CHP’nin 2019’da aldığı 75 bin oy, 20 bin nüfus artışına rağmen 60 bine düştü. Türkiye’de eriyen bir AK Parti varken, Çiğli’de umut saçıyordu. Şimdi aynı hatalar tekrar ediliyor. Çiğli’ye hizmet yerine iç hesaplaşma yoluna gidiliyor. Adaylık döneminde “Murat Gökçekaya gelirse işçi çıkaracak.” dediler, aynısını kendileri yaptılar.
Açık söylüyorum: Emek verdiğim iki ilçe kongresinde sırtımdan hançerle çıktım. Dün Niyazi Arslan ve bir başkası bu hançeri saplarken, bugün yine başrolde Niyazi Arslan ve Onur Emrah Yıldız var. Oysa Yıldız, “Ben Çiğli’ye hizmet üretmeye geldim, siyasete karışmayacağım.” demişti. Sadece ben mi? Tabii ki hayır. Yirmi yıldır kazanamadıkları Egekent’te seçim kazandılar. Bunun için mücadele veren, haftada iki gün Çandarlı’dan gelen Nurettin Oran var mı listede? Hayır. Peki mahallelerde 350 delege aldınız, kaç kişiden çizik yediniz? Liste içinden çıkan adayların baskıyla önünü kestiniz. Şapkanız varsa önünüze koyup düşünün. Yoksa Erkan Akar ilk kongrede takmıştı, isteyin verir.
Bu süreç böyle devam ederse CHP Çiğli’de kan kaybetmeye devam edecek, AK Parti iç cephede güçlenecek. Bir dahaki seçimlere hazırlanıyor; hiç kolay olmayacak. Şimdiden uyarıyorum.
Bundan sonra tarafım yine halkın tarafı olacak. Delege seçimlerinde söz verilip tutulmayanların, emek sömürüsüne uğrayanların bir nevi temsilcisi olacağım. Her şey sizin elinizde. Söz verilen delege arkadaşlarım, onların size süre vermesini beklemeyin; siz süre verin. Almazlarsa imzanızla yönetimi olağanüstü kongreye götürün. Herkes boyunun ölçüsünü alsın. Kimsenin iradenizin üstüne çökmesine izin vermeyin. Madem sözünüz var, hodri meydan deyin. Biz yanınızda olacağız, bunu unutmayın.
Son günlerde atılan bir slogan var: “Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.” Slogan doğru. Onlar, Niyazi ve Onur Emrah Yıldız beraber; ama sizin telefonlara bakarlar mı bilmem. O yüzden sizin bu sloganı iyi sahiplenmeniz gerekir.
Emeğinizin üstüne kimsenin çökmesine izin vermeyin. Şu an güç sizde. Bundan sonra bu köşede her hafta belgeleriyle bir yazı paylaşacağım. Siyasi atmosfer ve delege seçimlerinden sıkıldık, Çiğli’ye heyecan lazım.
Mahzuni Baba’nın dediği gibi: “Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner Sayın Yıldız.” Herkes hesap verecek. 2 yıl bitti, bilmiyorum senden öncekinden ders aldın mı; almamış gibi duruyorsun. O gün seni yalancı kıvran da kurtarmayacak, Utku’yu kimsenin kurtaramadığı gibi.
