Sivas’ı geçemeyen CHP, Kılıçdaroğlu ile birlikte bırakın doğuda bir şehri, neredeyse gitmediği köy kalmamış. Karşısında bütün ulusal medyasını eline geçirmiş güçlü bir AKP iktidarı varken, ona rağmen ülkenin sorunlarını dile getirmek için; emeklinin, asgari ücretlinin, geçim sıkıntısı çeken herkesin hatta bazen teslim alınmış medyanın hakkını bile dile getirmenin yollarını bulmuş, çözüm üretmişti. Örnek verecek olursak emekli ikramiyesi, asgari ücret, EYT gibi birçok sorunun iktidar tarafından çözülmesini sağlıyordu.
PEKİ KILIÇDAROĞLU NEREDE YANLIŞ YAPTI?
Son iki yıla bakıldığında en büyük yanlışı; uzun yıllar vekil yapıp genel başkan yardımcısı yaptığı ve kadro olarak güvenip yanında uzun süre tuttuğu kişiler oldu.
Şehit cenazesinde linç edilen Kılıçdaroğlu oldu.
Terör saldırısında pusuya düşürülen Kılıçdaroğlu oldu.
İktidar tarafından etnik kimliği ile linç edilen, yuhalanan Kılıçdaroğlu oldu.
Neredeyse her ay hakkında bir dava açılıp tazminata mahkum edilen yine Kılıçdaroğlu oldu.
Bunlara rağmen izlediği politika ile iktidarın hiçbir baskısına boyun eğmedi. Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü yaparak tarihe geçti. “Hak, hukuk, adalet” sözcüğü onunla birlikte cesaretle milletin diline dolandı.
BÜYÜKŞEHİRLERİN KAZANILMASI VE ALTILI MASA
Sonra 25 yıldır iktidar tarafından yönetilen Ankara ve İstanbul’u aldı. Yetmedi, sonrasında Adana, Mersin, Antalya gibi şehirleri kazandı. Ardından ne yaptı? Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’yı kurarak beş benzemezi bir araya getirdi. Bu ülkenin kendi evlatları arasında ayrışma olmayacağını anlattı. 23 yıllık bir iktidar ve “beşli çete” diye tabir ettiği bir yapının karşısında seçimi kazanabileceğini ortaya koydu.
Bunun dışında Kılıçdaroğlu, bugün CHP’nin potansiyel Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu gibi bir faktör yarattı. CHP’nin bugün birinci parti olmasında en büyük pay sahibi.
KAYYUM MESELESİ VE İKTİDAR OPERASYONLARI
Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde, İzmir Urla dışında hiçbir CHP belediyesine kayyum atanmazken, AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’a Kılıçdaroğlu kendini siper ederken; ondan sonra olay İmamoğlu’nun tutuklanmasına kadar geldi.
Kılıçdaroğlu döneminde CHP’nin iç işlerine karışmayan Erdoğan, CHP içine nasıl bir operasyon yapıyor?
NEDEN TEK SUÇLU KILIÇDAROĞLU?
Yazıyı çok uzatmadan kısaca değineyim; Cumhurbaşkanlığı seçiminde “Kılıçdaroğlu bu seçimi nasılsa kazanır” deyip bakanlık hayali kuranlar, seçimden sonra “Kılıçdaroğlu’nu nasıl alaşağı ederiz” uğraşı içine girdiler. Kılıçdaroğlu, aldığı devlet terbiyesi ve 40 yıllık bürokrasi geçmişinde kimseye ihanet etmediği gibi, ona da ihanet edilmez sanıyordu.
Ancak olay öyle değildi. Onun 13 yıllık genel başkanlık yaptığı, Erdoğan’a karşı kendini siper ettiği, Cumhuriyeti kuran Atatürk’ün partisi olan CHP’sin de onu içerden yıkıyorlardı hiç farkında değildi
ŞAİBELİ KURULTAY SÜRECİ
CHP “değişim” adı altında kurultaya gitti. Sadece değişen Kılıçdaroğlu oldu. Diğerleri koltuklarını korurken, partide önemli konumlara geldiler. Gelen değişimci ekibin ilk projesi “yumuşama” ile Saray’ın yolunu tutmak oldu.
Sonra 20 yıl sonra Erdoğan da CHP Genel Merkezi’ni ziyaret etti. “Yumuşama” hikayesi tabanda karşılık bulmadı, yerini sertleşmeye bıraktı. Bir yanda İBB Başkanı İmamoğlu, diğer yanda genel başkan Özgür Özel sert sözlerle yüklenmeye başladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı programlarda “Genel Başkanınız Bay Kemal’i şaibeli kurultay ile hançerlediniz” dedi. CHP yönetiminden bu konuya dair bir açıklama gelmezken, Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir TV programında bu soru kendisine soruldu. Kılıçdaroğlu, “Bu sorunun muhatabı Sayın Genel Başkan’dır. Çıkıp ‘Ey Erdoğan, sen kimsin? 100 yıllık Cumhuriyet’i kuran bir partiye şaibeli kurultay yaptı diyorsun’ demeli,” dedi.

“Şaibe var mı?” sorusuna ise “CHP, 100 yıllık Cumhuriyeti kuran bir partidir. Tarihinde bu kirli oyunlar olmamıştır. Böyle bir durum varsa bu ülkenin bağımsız yargısı araştırsın,” dedi.
Bu sözlerin ardından kurultayda değişimci gruba oy veren bazı delegeler, “kurultayda para karşılığı oy kullanıldığı” gibi ifade ve suçlamalarla savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bunların sayısı gittikçe arttı.
İMAMOĞLU OPERASYONU VE KURULTAY KARARI
Erdoğan bu süreçte boş durmadı. Esenyurt’a kayyum atamaya başladı. Savcılık iki taraftan da soruşturma yürüttü. Ta ki, 16 milyonluk bir şehri yöneten İmamoğlu’nu cezaevine gönderene kadar.
“Kayyum tehlikesi var” denilerek 6 Nisan’da olağanüstü kurultay kararı alındı. “Kılıçdaroğlu aday olur” korkusuyla dün ülkenin umudu olarak gördükleri, Kılıçdaroğlu tek bir ağızdan sözde gazeteciler ağıza alınmayacak ifadelerle Kılıçdaroğlu’nu neden itibarsızlaştırmaya çalıştılar.
Korktukları olmadı. Kılıçdaroğlu aday olmadı. Ancak süreç devam ediyor. 28 Mayıs’ta görülen dava, 30 Haziran’a ertelendi.
SÖZDE GAZETECİLER VE TROLLERİN ROLÜ
Uzun yıllar CHP milletvekili olan birinin kızı sözde gazeteci hanım bilmiyor mu bu davanın Kılıçdaroğlu tarafından açılmadığını ve onun beyanı ile de kapanmayacağını?
Artık kamu davası olan bir davada sadece birilerine yaranmak, hemşeri hukuku içinde kendine alan açmak ya da içinde biriktirdikleri kinle Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar.
Kılıçdaroğlu’nun etnik kimliğini bilmem, ancak sözde gazeteciler ve onlara çanak tutan troller dava sürecinde Kılıçdaroğlu’nu itibarsızlaştırmaya devam ediyorlar.
VEFA ÖRNEĞİ VE AYNA
Burada ben, İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’ı tebrik ediyorum. Her şartta Kılıçdaroğlu’na vefasını gösterdi, dimdik yanında durdu.
Şimdi bu trollük görevi yapan, CHP kültüründen uzak bazı geçmişte il başkanlığı görevi yapanlar dahil; önce bir aynaya baksınlar, sonra CHP tarihine.
CHP, tarihi boyunca Cumhuriyeti kuran parti olarak anılırken nasıl oldu da “şaibeli kurultay” yapan parti olarak anılmaya başlandı?
Kılıçdaroğlu döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 3 seçimde yenen İmamoğlu, nasıl bir operasyonla içeri alındı?
1200 kurultay delegesinin neredeyse tamamına bir yerlerde neden görev verildi? Kimi işe alındı, kimi müdür yardımcısı, kimi büyükşehir meclis üyesi oldu.
Kaç tane CHP’li belediyeye kayyum atandı, bunları bir sorgulayın.
Eğer siz sütten çıkmış ak kaşık iseniz, vurun abalıya. Tek suçlu Kılıçdaroğlu o zaman.
