İnançtan uzaklaşmanın nedenlerini ve bu sürecin bireylerde yarattığı ruhsal değişimleri ele alan Demirbaş, dini yorum farklılıklarının hoşgörüden radikalizme uzanan yelpazesine dikkat çekti.
Demirbaş, yaptığı açıklamalarında şu ifadelerine yer verdi;
“Din Psikolojisi Perspektifinden Anlam, Uzaklaşma ve Yorum Çeşitliliği”
Dinin Birey ve Toplum İçin Önemi
Din, yalnızca metafizik bir inanç sistemi değil, aynı zamanda insanların psikolojik ve sosyal dünyalarını şekillendiren bir olgudur. Manevi açıdan bireye anlam, güven ve umut sunar; kayıp, belirsizlik ve stres karşısında güçlü bir başa çıkma kaynağıdır (Pargament, 1997). Sosyal düzeyde ise aidiyet, topluluk desteği ve değer aktarımı sağlar; bireylerin kendilerini bir bağlama ait hissetmelerine yardımcı olur (Durkheim,
1912/1995; Koenig, 2012). Sosyal pedagojik perspektiften bakıldığında, din, bireyin toplumsal uyumunu güçlendiren ve dayanışmayı pekiştiren bir araçtır.
İnsanların İnançtan Uzaklaşma Süreçleri
Her birey için inanç yolculuğu farklıdır. Zaman zaman bazı insanlar dinden uzaklaşma eğilimi gösterebilirler. Bu uzaklaşma, hem bireysel hem de toplumsal faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkar.
• Bireysel nedenler: Bilimsel düşüncenin etkisi, dini öğretilerle yaşantılar arasındaki çelişkiler, dini otoritelerden duyulan hayal kırıklıkları veya travmatik dini deneyimler (Streib & Keller, 2004).
• Toplumsal nedenler: Sekülerleşme, bireyselleşme, modern yaşam tarzları ve kültürel çeşitlilik (Bruce, 2011).
Bu süreçte bazı bireyler kendilerini daha özgür ve özerk hissederken, bazıları için bu durum anlam kaybı ve yalnızlık getirebilir.”
Uzman Sosyal Pedegog/Psikolog Hanım Demirbaş,
Uzaklaşanların Psikolojik Deneyimleri
Dinden uzaklaşan bireylerin deneyimleri oldukça çeşitli olduğunu savundu. Psikolog Demirbaş; “Sosyal pedagojik açıdan bu farklılıkların anlaşılması, bireylerin desteklenmesi açısından önemlidir.
• Olumlu boyutlar: Bazı kişiler için uzaklaşma, içsel özgürlük, özerklik ve daha samimi bir yaşam deneyimi anlamına gelir (Streib et al., 2009).
• Olumsuz boyutlar: Diğerleri için ise bu süreç aidiyet kaybı, yalnızlık, kimlik krizi ve değer boşluğu yaratabilir (Paloutzian & Park, 2013).
Burada sosyal pedagogların rolü, bireylere alternatif aidiyet kaynakları sunmak, yeni anlam çerçeveleri geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
Dinî Yorumların Çeşitliliği ve Algının Rolü
Dinî metinler ve uygulamalar her birey tarafından farklı şekillerde algılanır. Bunun nedeni, algının seçici ve öznel doğasıdır. Algı (perception), bireyin dış dünyadan aldığı uyaranları geçmiş deneyimleri, değerleri ve beklentileriyle yorumlaması sürecidir (Solso, 2005). Bu yüzden aynı metin, bir kişi için barış çağrısı, başka biri için ise katı bir kural olarak görülebilir. Yorum farklılıkları kültürel ve sosyal koşullarla birleştiğinde dinî anlayışın çeşitlenmesine yol açar.”
Demibaş, şunları kaydetti:
“Aşırılık ve Katı Yorumlar: Fundamentalizm ve Ekstremizm
Dinî yorum farklılıklarının bir ucu hoşgörü ve çeşitlilik iken, diğer ucu katı yorumlar olabilir.
• Fundamentalizm: Kutsal metinlerin değişmez ve mutlak yorumu (Altemeyer & Hunsberger, 1992).
• Ekstremizm: Bu katı yorumların şiddet ve dışlayıcılık biçiminde hayata geçirilmesi (Hogg, 2016).
Psikolojik açıdan, aidiyet arayışı, kimlik krizi ve algılanan adaletsizlik duygusu bireyleri radikal tutumlara itebilir. Sosyal pedagojik açıdan bu durum, gençlik çalışmaları ve aile destek programlarında önleyici müdahalelerin gerekliliğini ortaya koyar (Silber & Bhatt, 2007).”
Haber Fotoğraf Remzi Yıldırım özgür Haber Kayseri
