“Türkiye şeker fabrikalarına ait bir fabrika 58 milyona satıldı. Düşünün, artık ya İzmir’de Kordon’da bir daire fiyatına Türkiye şeker fabrikalarının arazilerini sattılar. Demokrat Parti yaptı, Cumhuriyet Halk Partisi yaptı, Recep Tayyip Erdoğan’ı sattı. Atatürk yaptı, Recep Tayyip Erdoğan sattı.”

Şimdi 31 Mart seçimlerine gidiyoruz. Bitirdiği ülke bataklığa gidiyor. Bugün itibariyle faizler %72. Bankalar kredi almaya kalkın, zaten vermiyor. Bugün geldiğimiz noktada, çiftçisine, memuruna, işçisine para yok diyen Recep Tayyip Erdoğan, tefecilere yok demiyor çünkü, tabir onun tabiri. Karşı mücadele edeceğim, faizi sıfıra düşüreceğim diye, ama kur korumalı mevduatta tefecilere. Memurdan vermediği de emekliye vermediğini verdi. Bugün geldiğimiz noktada, dış borç almış başını gitmiş. Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde fabrikalar duruyor, araçlar duruyor, devlet zengindi, iç ve 70 milyar dolar da rezerve vardı. Ne varsa sattı. Dış borç aldı başını gitti, bugün 128 milyar dolar kayboldu. “Nerde?” diye soran herkes FETÖ’cü ya da PKK’lı oluyor. Demokrat Parti’de daha önce üst düzey görevlerde bulunan Habibe İnanoğlu ve MYK üyeliği görevini yapan Kemal Ulupınar’ın da katıldığı iftar yemeğinde konuşan Cemal Enginyurt, “Sayın Erdoğan, buraya iyi bak, buradan PKK’lı çıkmaz.
.jpg)
Eğer FETÖ’cü ve PKK’lı arıyorsan etrafına bak.” diyen Demokrat Partili vekil. Erdoğan’ın arkamızda cemaatler, örgütler yok. İki çift mavi göz ve sarı saçlı biri var, o da Mustafa Kemal Atatürk. Bunları bilmiyorsan da öğren.” diyen Enginyurt, Erdoğan’ın örtülü ödenek harcamasına değindi. Cumhurbaşkanı’nın şubat ayı harcaması tam 2 milyar. Yani kimseye hesap vermediği, nereye harcadığı belli olmayan, kime verdiği belli olmayan paranın miktarı 2 milyar. Aynı zamanda Saray’ın günlük harcaması 35 milyar. Dolayısıyla memleketi batıran bir iktidara karşı karşıyayız.” dedi.
ERDOĞAN MİLLETİ KANDIRIYOR.
22 yıldır ülkeyi hakikaten batıran, emekliye yaşama hakkı tanımayan, kamu işçisine yaşama hakkı tanımayan, ölüme mahkûm eden bir iktidar. Seçimden önce dedi ki, “En düşük emekli maaşı 2.000 TL olacak. Seyahatinde 8.000 TL vereceğim.” dedi. Aynısını emekli memura da verecek. Yine yalan konuştu. Bağ-Kur esnafının prim gününü 7.000 güne indireceğim dedi. İndirmedi, yine yalan konuştu, mülakat kalkacak dedi. Kalkmadı.
Siyasi hayatıma mal olsa da,” dedi. “Bu kanun çıkmayacak,” dedi. Kanunu çıkarttı ama 5.000 prim günü üzerinden emekli olacak ya da olmayı bekleyen insanlar 5900 prim günü üzerinde emekli olacaklar. 8 Eylül 1990’da sigortalı olan emekli oldu. 9 Eylül 1990’da, yani bir gün sonra. Girişi olanlar 17 yıl sonra emekli olacak. Sayıları milyonları bulan bu insanlar, sigorta prim günü ödenmiş ama iş emekliye gelince staj ve çıraklık prim günü ödeyenleri prim gününe saymayan bir iktidar var. Toplumun her kesimine verdiği sözü yerine getirmeyen bir iktidar var. Buna rağmen 14 Mayıs’ta seçim kazandı. Seçim kazandı, birilerinin morali bozuldu. “Vay efendim, olmaz, şöyle olmaz,” %52 ile kazandı. Unutmayın, bu ülkede yaratılmış bir yoksulluk var. 27 bin kişiye yardım yapıyor. Aile ve Sosyal Bakanı açıklamadı mı bunları? “Biz millete iyi anlatacağız, eğer ve milletin yakasını Erdoğan’dan kurtaracağız,” dedi.
