Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Sarıbal’dan gıda egemenliği açıklaması: Tarım dolarla besleniyor, enflasyonla sulanıyor

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Orhan Sarıbal, tarım ve gıda krizine ilişkin açıklamasında gıda güvenliği, gıda güvencesi ve gıda egemenliği vurgusu yaparak, “Tarımın bütün girdileri dolarla sağlanıyor; biz buna dolarla besleme, enflasyonla sulama diyoruz” dedi.

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Bursa Milletvekili ve

 

Sarıbal, yazla birlikte üretimin başladığını ancak çiftçinin de halkın da iktidarın yanlış tarım ve ekonomi politikaları nedeniyle cezalandırıldığını belirtti.

“Tarım stratejiktir diyorlar ama çiftçiyi korumuyorlar”

Sarıbal, tarımın iktidar temsilcileri tarafından sık sık “stratejik alan” ve “milli güvenlik meselesi” olarak tanımlandığını hatırlatarak, uygulanan politikaların bu söylemle bağdaşmadığını söyledi.

“Tarım bu ülkenin en temel stratejik alanlarından biridir. İktidar yetkilileri her defasında ‘Tarım stratejiktir, tarım bir milli güvenlik meselesidir’ derler. Söylemde iyidir. Ama iş tarımın çiftçi boyutuna ve halkın gıda boyutuna geldiğinde gerçek böyle değildir” diyen Sarıbal, “Üretim başladı, çiftçi cezalandırılıyor, halkımız cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı.

“Buğdayda yüzde 22, arpada yüzde 15 artış üreticiyi kurtarmıyor”

Mazot, gübre, elektrik, su ve diğer girdilerdeki artışa dikkat çeken Sarıbal, TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarının çiftçinin maliyetlerini karşılamaktan uzak olduğunu belirtti.

“Mazot yüzde 55’in üzerinde artmış. Gübre yüzde 50 ile yüzde 100’e varan bir artış göstermekte. Ama iktidar Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla buğdayda sadece yüzde 22’lik, arpada sadece yüzde 15’lik bir artış ortaya koymaktadır” dedi.

Tarımsal girdi fiyatlarının yaklaşık yüzde 40 oranında arttığını ifade eden Sarıbal, “Elektrik, su ve diğer bütün girdiler çok yüksek oranda artmışken çiftçinin ürettiği ürün maalesef cezalandırılıyor” diye konuştu.

“Buğday ve arpa stratejik üründür, çiftçi zarar ediyor”

Sarıbal, Mardin Kızıltepe’de sahadan gelen buğday ve arpa fiyatlarının TMO’nun açıkladığı fiyatların altına düştüğünü belirterek, bunun üretici açısından büyük bir kayıp anlamına geldiğini söyledi.

“Buğday Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 16,5 lira kilogram olarak açıklanmıştı. Ama bugün orada fiyat 14 lira civarında; hatta 12-13 liraya kadar düştüğünü duyuyoruz. Arpa fiyatları da Kızıltepe’de 11-12 liraya satılmakta” diyen Sarıbal, bu tablonun stratejik ürünler olan buğday ve arpanın cezalandırılması anlamına geldiğini belirtti.

Sarıbal, “Çiftçimiz buğday için tohum aldı, mazot kullandı, gübre kullandı, işçilik yaptı, mekanizasyon kullandı, biçerdöver kullandı ve ne yazık ki şu anda zarar etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Halk dengeli, yeterli ve sağlıklı beslenemiyor”

Türkiye’de ekmek tüketiminin yüksekliğine dikkat çeken Sarıbal, bu durumun halkın dengeli ve sağlıklı beslenemediğini gösterdiğini söyledi.

“Bu ülkenin 86 milyon insanının en önemli gıda ürünü ekmek. En çok ekmek tüketen ülkelerden biriyiz. Bu şu demektir: Halkımız dengeli, yeterli, sağlıklı beslenemiyor. Halkımız karnını doyuruyor” dedi.

Buğday fiyatı ile ekmek fiyatı arasındaki makasa da değinen Sarıbal, “Buğdayın kilogramı 14-15 lira seviyesinde; bir ekmek 17,5 lira. Geldiğimiz gerçek bu” ifadelerini kullandı.

“Tarlada 15 lira, pazarda 60 lira”

Sarıbal, üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının meyvede de açık biçimde görüldüğünü söyledi.

Geçen yıl don nedeniyle meyve üreticilerinin büyük zarar gördüğünü hatırlatan Sarıbal, bu yıl üretim ve verim artmasına rağmen üreticinin yine kazanamadığını belirtti.

“Bu yıl üretim çok güzel, verim çok yüksek ama tarlada şeftali 15 lira, en ucuz pazarda 60 lira. Tam dört kat. Çiftçi zarar ediyor, tüketici de maalesef zarar ediyor” diyen Sarıbal, “Yaz geldi, üretim başladı. Hem çiftçi büyük bir zarar içerisinde hem de halkımız dengeli, sağlıklı, yeterli gıdaya ulaşamıyor” dedi.

“Gıda haktır”

Sarıbal, açıklamasında gıdanın temel bir hak olduğunu vurgulayarak devletin halkın gıda güvenliğini ve gıda güvencesini sağlamak zorunda olduğunu söyledi.

“Oysa gıda haktır. Halkın gıda güvencesini, halkın gıda güvenliğini sağlamak zorundadır. Kim? Devlet. Bu devleti yöneten kim? Hükümet. Hükümet halkın gıda güvenliğini ve güvencesini sağlamak zorundadır” ifadelerini kullandı.

“Gıda egemenliğini sağlayabilecek koşullarımız var”

Sarıbal, Türkiye’nin gıda egemenliğini sağlayabilecek üretim koşullarına sahip olduğunu belirtti.

“Hatta hem gıda güvenliğini hem gıda güvencesini ama aynı zamanda da gıda egemenliğini sağlamak zorundadır. Çünkü Türkiye’nin dört mevsimi, yedi bölgesiyle birçok üründe, özellikle stratejik ürünlerde gıda egemenliğini sağlayabilecek koşulları vardır” dedi.

Sarıbal, buna rağmen tarımın uluslararası ticaret, çok uluslu şirketler, yerli şirketler, piyasa, rant ve kâr düzenine teslim edildiğini söyledi.

“Tarım sektörü piyasaya teslim edildi”

Sarıbal, tarımın piyasaya terk edilmesinin çiftçiyi özel sektör karşısında savunmasız bıraktığını belirtti.

“Uluslararası ticaret, uluslararası şirketler, yerli şirketler ve piyasa; rant, kâr, rekabet, verimlilik sarmalı, sömürünün temel kelimeleridir. Bununla maalesef tarım sektörünü piyasaya teslim etmiştir” diyen Sarıbal, yeterli taban fiyat ve yeterli alım olmadığını vurguladı.

Sarıbal, “Toprak Mahsulleri Ofisi bugün her yerde yeterli bir alım yapamamaktadır. Özel sektörün eline düşen çiftçi orada perişandır, özel sektörün elinde adeta tutsaktır” dedi.

“Tarım dolarla besleniyor, enflasyonla sulanıyor”

Sarıbal, iktidarın tarım politikalarını ülkenin temel kaynakları ve kendi öz iradesi üzerinden kurmadığını söyledi.

“Ülkeyi yönetiyorum diye ortaya çıkan iktidar çok uluslu şirketlere teslim olmuştur. Tarımın bütün girdileri dolarla sağlanmakta; biz buna dolarla besleme, enflasyonla sulama diyoruz. Böyle bir piyasa dengesinde çiftçi de tüketici de mahkûm hale gelmektedir” ifadelerini kullandı.

“Taban fiyat gerçek maliyete göre belirlenmeli”

Çözümün üreticinin gerçek maliyetini temel alan bir taban fiyat politikasından geçtiğini belirten Sarıbal, üretim maliyetlerinin sahici biçimde hesaplanması gerektiğini söyledi.

“Çiftçinin üretim maliyetleri sahici bir şekilde hesaplanmalı. Çiftçinin insanca yaşam olanaklarının maliyeti hesaplanmalı ve bir taban fiyat belirlenmeli. O taban fiyatı Toprak Mahsulleri Ofisi de kullanmalı, özel sektör de aynı fiyattan almalı. Bunun güvencesi elbette iktidardır, devlettir” dedi.

Sarıbal, özel sektörün kendi başına bırakıldığında daha ucuz ürün alma eğiliminde olacağını belirterek, “Bu dengeyi iktidar, tarım politikalarıyla kuracaktır. Ekonomi politikalarıyla kuracaktır” ifadelerini kullandı.

“Halkın gelir sorunu çözülmeden gıdaya erişim sorunu çözülemez”

Sarıbal, gıda krizinin yalnızca üretim maliyetlerinden ibaret olmadığını, halkın gelir düzeyinin de bu sarmalın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.

“Bu sarmalın iki tarafı var. Bir üretim ve üretim maliyetleri; iki, bu üretim karşısında üretilen ürünü alacak olan kişinin geliri. Yani halkın yeterli bir gelire sahip olması lazım. Emeklinin 20 bin lira aldığı, emekçinin açlık sınırı altında asgari ücret aldığı bir toplumda siz dengeli ve yeterli beslenmeyi sağlayamazsınız” dedi.

“Meralar ıslah edilmeli, girdiler sahici biçimde desteklenmeli”

Sarıbal, hayvansal üretimin meralara dayalı biçimde güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, yem fiyatlarının dışa bağımlı yapısına dikkat çekti.

“Meralarımız ıslah edilmeli ve hayvansal üretim meralara dayalı bir şekilde hayata geçirilmelidir. Yem fiyatları dolara bağlıdır, yurt dışına bağlıdır. Yem bitkisine yeterli destek verilmeli, yeterli üretim yapılmalı ve yem üretim biçiminin dışa bağımlılığından kurtulunmalıdır” dedi.

Sarıbal, başta mazot, gübre, tohum, ilaç ve su olmak üzere temel girdilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

“Sorun iktidarın yanlış ekonomi ve tarım politikalarıdır”

Sarıbal, Türkiye’de yaşanan tarım ve gıda krizinin temel kaynağının iktidarın ekonomi ve tarım politikaları olduğunu söyledi.

“Kısaca bugün yaşadığımız bütün sorunların temel kaynağı iktidarın uyguladığı yanlış ekonomi ve tarım politikalarıdır. Halkın sorunu yoksulluktur. Halkın sorunu sağlıktır. Halkın sorunu eğitimdir. Halkın sorunu yeterli ve dengeli gıdaya ulaşamamaktır. Sorun iktidardır” dedi.

“Umutsuzluğa yer yok, başaracağız”

Sarıbal açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Hiç umutsuzluğa yer yok. Başaracağız. Bu ülkenin halkından toplanan vergilerin bu halkın insanca ve onurluca yaşamasını, gençlerin yurt dışında değil kendi topraklarında üretim yapmasını, bilgiyi hayata geçirmesini sağlayacak düzeni hep beraber kuracağız.”

Reklamı Geç