Kurtuluş Savaşı’nda bu vatan için can verenler… Subaylar, erler.
Tunceli-Hozat Karabaşoğlu Şaban.
Konya-Bozkır Muharremoğlu Murat.
Şırnak-Merkez Mehmetoğlu Osman.
Rize’den Üsteğmen Asafoğlu Galip.
Tunceli-Çemişgezek Kadiroğlu Yusuf.
Siirt-Şirvan Bostancıoğlu Mehmet.
Artvin-Şavşat Musabeyoğlu Ahmet.
Kastamonu’dan Üsteğmen Memduhoğlu Hamdi.
Şırnak-Cizre’den Ömeroğlu Arif.
Muş’tan Aziz oğlu Cevher.
Mardin’den Sadık oğlu Teğmen Mehmet Efendi.
Yozgat’tan Mehmet oğlu Er Yusuf.
Siirt’ten Hasan oğlu Er İsmail.
Balıkesir’den Süleyman oğlu Teğmen Mehmet Efendi.
İzmir’den Kürt Ahmet oğlu Mehmet.
Diyarbakır-Silvan’dan Er Ali.
Diyarbakır-Çermik’ten Piyade Er Abdullah oğlu Bayram.
Diyarbakır-Hani’den Resul oğlu Hasan.
Diyarbakır’dan Osman oğlu Cumali.
Onlar; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Anadolu’nun her renginden yiğitler…
Koyun koyuna yatıyorlar. Yan yana, omuz omuza…
Cumhuriyetin temellerini kanıyla, canıyla attılar.
Ve bizlere bıraktıkları tek vasiyet var:
Kardeşlik, barış, huzur.
Bugün Afyon’da, Çiğiltepe’de, Çanakkale’de, Bakü’de, Gence’de, dünyanın 34 ülkesinde Türk Şehitlikleri…
Hepsinde aynı yazı var taşlara kazınmış gibi:
“Bu topraklar için can verenler, geri dönmek için değil, bir milletin var olması için şehit düştüler.”
Onların hatırası bize emanettir.
Şehitlerimizin ruhları şad olsun!
Unutulmasın ki; Çanakkale Geçilmez!
Onların hatırası bize emanettir.
Şehitlerimizin ruhları şad olsun!
Unutulmasın ki; Çanakkale Geçilmez!
Ya Rab!
Bu toprakları canıyla yoğuran şehitlerimizi rahmetinle kucakla.
Onların döktüğü kanı, milletimize ebedî kardeşlik ve huzur olarak lütfet.
Ve ey aziz millet…
Unutma ki, bu vatan toprağına düşen her şehit, birliğimizin mühür taşıdır.
Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in, Arap’ın alın teri ve kanı aynı bayrağın altında birleşmiştir.
O bayrak dalgalandıkça, onların ruhu semada huzur bulacaktır.
Birlikten ayrılma, kardeşlikten kopma, emaneti asla unutma.
Çünkü şehitlerimiz geri dönmek için değil, bize “ebediyet”i armağan etmek için gitmişlerdir.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
