Müslüm Baba’nın sesi kulaklarımızda yankılanıyor:
> “Bütün dünya senin olsun, bir dost bir post yeter bana…”
Ne büyük bir gönül doygunluğu… Ne sade, ne derin bir isyan!
Ama bugün Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle kıdemi ömre karışmış milyonlarca emekli için bırakın dostu, postu… ne ekmek ne de ilaç yeterli.
2025 yılı itibariyle açıklanan emekli maaşı zammı, kağıt üzerinde yüzdeliklerle süslenmiş olsa da, pazarda, eczanede, kasapta, manavda, doğalgaz faturasının içinde eriyip gidiyor. Emekli ne zaman markete girse, elindeki liste eksiliyor. Çünkü sepet dolmuyor. Çünkü maaş yetmiyor. Çünkü hayat çok pahalı, yaşam çok ağır…
> “Beyler tahtından inerler, ayarsız ata binerler…
Toprağa gömüp gelenler, bir dost bir post yeter bana.”
Dizeler sanki TUİK için yazılmış…Dizeler bugünü anlatıyor. Kiminin serveti katlanırken, emekli maaşıyla torununa harçlık veremeyen dedeler, sabahın köründe hastane kuyruğunda bekleyen nineler, ay sonunu değil haftayı getiremeyen nice vefakar insan… Sefalet içinde, incinmiş bir gururla yaşam mücadelesi veriyor.
Çalıştılar, alın teri döktüler, çocuklarını büyüttüler, bu ülkeye emek verdiler.
Şimdi ne istiyorlar?
Ne villa, ne yat, ne rezidans…
Sadece insanca yaşamak, pazardan eli dolu çıkmak, eczanede reçetesini eksiksiz alabilmek…
Yani:
“Bir dost bir post” kadar huzur, onur ve merhamet.
Yetkililere seslenelim:
Emekli için yapılan zamlar enflasyona ezdirilmemeli.
Yüzde hesapları değil, insan onuru esas alınmalı.
Çünkü çay parası değil, yaşam hakkı veriyorsunuz!
Kelamımız, yine Müslüm Baba’dan:
> Fazlasıyla
senin olsun,
Bir dost, bir post
yeter bana…
O “fazla” olan ne varsa, artık biraz da emekliye kalsın.
Çünkü bu milletin direği onlar.
Geçmişimiz de onlar, duası da onlar…
Ve unutmayalım:
Ayakta kalan bir ülke varsa, onların emeğiyle yükselmiştir.
