İzmir sağlık camiasını yasa boğan, sevilen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin’in ani ölümünde şok edici bir gelişme yaşandı. 14 Ağustos’ta kendi kliniğinde cansız bedeni bulunan ve kamuoyuna ilk etapta “kalp krizi” olarak yansıyan olayın altından kan donduran iddialar çıktı. Evinde ve kliniğinde yeşil reçeteli, uyuşturucu etken maddeli ilaçların bulunmasıyla savcılığın “şüpheli ölüm” soruşturmasına dönüştürdüğü dosyada, asıl bomba boşanma aşamasında olduğu eşi Erhan Çelik’in adliyeye sunduğu dilekçeyle patladı.
Çelik’in, eşine uzun süredir dışarıdan yasa dışı yollarla anestezi ilaçları temin edildiğine ve zerk edildiğine yönelik “enjektör ve kamera kaydı” delillerini savcılığa sunması, soruşturmayı bambaşka bir boyuta taşıdı. Tüm iddiaların gölgesinde gözler, İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek olan kesin toksikoloji raporuna çevrildi.
Birsen Altuntaş’ın özel haberine göre Çelik, eşine uzun süredir anestezide kullanılan bağımlılık yapıcı ilaçları yasa dışı yollarla temin ettiklerini, uyguladıklarını veya buna aracılık ettiklerini iddia ettiği bazı kişiler hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Birsen Altuntaş’ın özel haberine göre Çelik, eşine uzun süredir anestezide kullanılan bağımlılık yapıcı ilaçları yasa dışı yollarla temin ettiklerini, uyguladıklarını veya buna aracılık ettiklerini iddia ettiği bazı kişiler hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Çelik’in savcılığa sunduğu şikayet dilekçesinde yer alan iddialar ise oldukça çarpıcı.
Erhan Çelik, ifadesinde Özlem Gültekin’le 2019 yılında evlendiklerini, evliliklerinin birkaç yıl ardından eşinin anestezide kullanılan bazı ilaçları yasa dışı şekilde kullandığını fark ettiğini ileri sürdü. Gültekin’in söz konusu ilaçlara evliliklerinden önce de bağımlı olduğunu iddia eden Çelik, durumu 2023 yılında öğrendiğini ve eşinin hem Türkiye’de hem de yurt dışında tedavi görmesi için destek olduğunu ancak tedaviden sonuç alınamadığını öne sürdü.
Çelik ayrıca eşinin yalnızca kendi kliniğinden değil, üçüncü kişiler aracılığıyla da anestezide kullanılan ilaçları temin ettiğini iddia etti.
Bu kişilere ilişkin elindeki isimleri, telefon kayıtlarını ve diğer delilleri daha önce devam eden boşanma davasına sunduğunu belirten Çelik, aynı bilgi ve belgeleri İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na da teslim etti.
Dilekçedeki dikkat çekici iddialardan biri de Gültekin’in ölümünden önceki günlere ilişkin oldu. Çelik, eşinin 7 Ağustos’ta bazı kişilerle birlikte anestezi içerikli ilaç kullandığını ileri sürerken, Gültekin’in telefonunun savcılık tarafından incelenmesi halinde ilaçların temininde rol oynadığını düşündüğü başka kişilerin de tespit edilebileceğini savundu. Banka hesaplarındaki para transferlerinin de incelenmesini talep etti.

Çelik’in başvurusunda geçmişte kamuoyuna yansıyan şiddet görüntülerine ilişkin savunması da yer aldı. Özlem Gültekin, daha önce Erhan Çelik hakkında fiziksel ve psikolojik şiddet iddiasıyla şikayette bulunmuş; yürütülen soruşturmanın ardından Çelik hakkında ‘kadına karşı tehdit’ ve ‘kadına karşı basit yaralama’ suçlamalarıyla dava açılmıştı. Çelik ise suçlamaları reddetmişti. Savcılığa sunduğu son dilekçede de görüntülerde eşine şiddet uygulamadığını, Gültekin’in çantasında bulunduğunu iddia ettiği ilaç ve enjektörleri kayıt altına almaya çalışırken eşinin telefonu elinden almak istemesi üzerine aralarında arbede çıktığını savundu.
Başvurudaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise olay yerindeki enjektör ve ilaç kutularına ilişkin iddia oldu.
Başvurudaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise olay yerindeki enjektör ve ilaç kutularına ilişkin iddia oldu.
Çelik, Gültekin’in ölü bulunduğu sırada olay yerinde bulunan bir kişinin boş enjektör ve ilaç kutularını topladığını, temizlik yaptığını ve bazı materyalleri çöpe attığını öne sürdü. Söz konusu materyallerin olay yeri inceleme ekipleri tarafından çöp kutusundan çıkarıldığını iddia eden Çelik, bu kişinin eşine daha önce de ilaç enjekte ettiğini savunarak ölümde dahli olabileceğinden şüphelendiğini ifade etti.
Çelik ayrıca Gültekin’in kliniğinde güvenlik kameralarının bulunduğunu ancak olayın gerçekleştiği tarihte kameraların kayıt yapmadığının çalışanlar tarafından söylendiğini belirtti. Kameraların bilinçli şekilde kapatılıp kapatılmadığının araştırılmasını isteyen Çelik, eşine yasa dışı yollarla ilaç sattığını, temin ettiğini veya aracılık yaptığını düşündüğü kişilerin belirlenerek haklarında işlem yapılmasını talep etti.
Birsen Altuntaş’ın haberinde yer alan bir diğer detaya göre, çiftin boşanma davasının görüldüğü mahkeme tarafından Özlem Gültekin’in yaklaşık iki ay önce test vermek üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildiği ancak testi vermediğinin kayıtlara geçtiği belirtildi.
Erhan Çelik’in dilekçesinde yer alan tüm bu ifadelerin şu aşamada Çelik tarafından ortaya atılan ve soruşturma kapsamında araştırılan iddialar olduğunu özellikle belirtmek gerekiyor. Özlem Gültekin’in kesin ölüm nedeni henüz açıklanmış değil. Savcılığın başlattığı soruşturma, telefon ve kamera kayıtlarına yönelik incelemeler ile Adli Tıp Kurumu’ndan çıkacak toksikoloji sonuçlarının ardından Gültekin’in ölümüne ilişkin tablo netleşecek.
KAYNAK:İZ GAZETE

