Bir önceki Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Dursun Ali Kazar, Çiğli’nin ve özellikle Harmandalı’nın kaderi haline getirilmeye çalışılan çöp sorununa karşı uzun yıllar boyunca kararlı bir duruş sergiledi. Bu duruş, yalnızca bir çevre hassasiyeti değil; halk sağlığını, yaşam hakkını ve geleceği savunan bir vicdan çağrısıydı.
Harmandalı, uzun yıllar İzmir’in çöp yükünü taşıdı. Toprak kirlendi, hava zehirlendi, insanlar görmezden gelindi. Ancak Dursun Ali Kazar bu kabullenişe razı olmadı. Hukuksal süreci takip etti, kamuoyu oluşturdu, itiraz etti, vazgeçmedi. Yılmadan sürdürülen bu mücadele sonucunda, Çiğli’deki çöpün kaldırılması yönünde önemli bir kazanım elde edildi.
Ancak bu mücadeleyi değerli kılan yalnızca sonuç değil, ödenen bedellerdir.
Mücadele süreci devam ederken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan oğlu Tarık Kazar’ın işten çıkarılması, bu bedelin en somut ve en ağır örneklerinden biri oldu. Bu noktada çoğu insanın durup düşüneceği, geri adım atacağı bir eşik vardı.
Dursun Ali Kazar isterse mücadeleyi bırakabilirdi.
İsterse oğlunun işini önceleyip sessiz kalabilirdi.
İsterse “Benim evladım zarar görmesin” diyerek geri çekilebilirdi.
Ama yapmadı.
Çünkü bu mücadeleyi kişisel çıkarlar için değil, toplum için verdi.
Oğlunun yaşadığı bu haksızlığa rağmen geri durmadı, yolundan sapmadı.
Kendi evladının bedel ödediği bir süreçte bile, doğru bildiği yoldan vazgeçmedi.
İşte bu nedenle bugün elde edilen kazanım yalnızca çevresel bir başarı değildir. Bu aynı zamanda ahlaki bir duruşun, vicdanlı bir mücadelenin ve halktan yana bir iradenin kazanımıdır.
Çöp alanının kaldırılmasının ardından düzenlenen etkinlikte verilen mesaj ise son derece nettir:
“Çöp alanı değil, orman istiyoruz.
Çöpe hayır, ağaca evet.
Toprağı çöple değil, fidanla buluşturacağız.
Biz üzerimize düşeni yaptık, sıra sizde.”
Bu sözler, makamdan değil; bedel ödenerek söylenmiş sözlerdir.
Bu yüzden samimidir, bu yüzden güçlüdür.
Cumhuriyet Mahallesi başta olmak üzere Çiğli halkının ve İzmir kamuoyunun bu çağrıya kulak vermesi artık bir tercih değil, ortak bir sorumluluktur. Çünkü çevre mücadelesi, yalnız bugünü değil, yarını da ilgilendirir.
Bugün burada tebrik edilmesi gereken yalnızca bir isim değildir.
Tebrik edilmesi gereken; susmayan bir vicdan, geri adım atmayan bir duruş ve kişisel bedeller karşısında bile terk edilmeyen bir halk mücadelesidir.
Bu nedenle açıkça ifade etmek gerekir ki;
Bir önceki Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı Dursun Ali Kazar, yalnızca bir muhtar değil, toprağın, ağacın, halk sağlığının ve geleceğin yanında durmayı seçmiş bir yurttaştır.
Ve bu mücadele bir kez daha göstermiştir:
Toprak çöple değil, fidanla buluştuğunda nefes alır.
Ama asıl kazanç şudur:
Bir insan, bedel ödese bile doğru bildiği yoldan dönmediğinde, bir mahalle değil, bir kent kazanır.
