Çiğli’de halk ‘hava, su, güneş ve laiklik’ istiyor: ‘Tarikatlardan kurtulmak emekçilerin mücadelesi’

Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi’nin düzenlediği buluşmada konuşan Barış Terkoğlu, “Tarikatlardan kurtulma mücadelesi, bir emekçi mücadelesidir, eşitlik mücadelesidir” dedi.
Haber Merkezi
İzmir’in Çiğli ilçesinde Süleymancılara ait yurt inşaatına karşı verdiği mücadeleyle adını duyuran Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi’nin (ÇHTM), “Türkiye’de Tarikat Gerçeği ve Laiklik Mücadelesi” başlıklı buluşmasında laikliğin emekçiler için önemi “hava, su, güneş, laiklik” sözleriyle vurgulandı.
Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Salonu’nda dün akşam yapılan buluşmada konuşan gazeteci-yazar Barış Terkoğlu, “Cumhuriyet mücadelesi, tarikatlardan kurtulma mücadelesi, bir emekçi mücadelesidir, eşitlik mücadelesidir” dedi. Etkinlikte konuşan ÇHTM Sözcüsü avukat Emel Diril, Güzeltepe Mahallesi’ndeki Süleymancılara ait yurda karşı verdikleri mücadeleyi anlattı. “Güzeltepe Aladağ olmayacak” sloganıyla karşı çıktıkları yurdun geçen hafta henüz faaliyete geçmeden yandığına işaret eden Diril, “Ya bu yangın çocuklarımız içerideyken olsaydı, kim hesap verecekti?” dedi.
Geçtiğimiz Mayıs ayında İzmir’in Çiğli ilçesinde yola çıkan Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi (ÇHTM), kuruluşunu ilan etmeden hemen önce yürüttüğü çalışmalar sırasında Güzeltepe Mahallesi’nde bitmek üzere olan bir inşaatın Süleymancılar tarikatına ait “Kuran İlimlerine ve Milli Kültüre Hizmet Vakfı”nın yurt inşaatı olduğunu öğrenmiş, kuruluş toplantısında da bu meselenin takipçisi olacağını duyurmuştu. Bölgede ikamet eden meclis üyeleri ve mahalleli ile yapılan toplantılar, Güzeltepe Mahalle Meclisi’nin kurulmasına ön ayak olmuştu. 2 Temmuz’da, Sivas Katliamı’nın yıldönümünde, “Mahallemizde tarikat yurdu istemiyoruz” sloganıyla bir yürüyüş düzenleyen ÇHTM, tarikat yurdunun kapısına, “Bu yurt Çiğli halkı tarafından kapatılmıştır” yazılı bir mühür vurdu.
Çiğli’de verilen laiklik mücadelesi, ÇHTM tarafından Barış Terkoğlu ve Emel Diril’in katılımıyla düzenlenen “Türkiye’de Tarikat Gerçeği ve Laiklik Mücadelesi” buluşmasıyla devam etti.
İlk konuşmayı yapan Diril, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin kuruluş sürecini anlatarak “2023 seçimleri sonrası oluşan meclis, cumhuriyet tarihinin en gerici, en sağcı meclisi. Bu meclis emekçi halkı, yoksulları, cumhuriyetçi birikimi temsil etmiyor” ifadelerini kullandı.
‘Devlet yurt yapmıyor, bu alanı tarikatlara bırakıyor’
ÇHTM’nin Çiğli’de yürüttüğü laiklik mücadelesini özetleyen Diril, tarikatların eğitim alanında yoksul ve emekçi çocukları karanlığa mahkûm ettiğini belirterek, “Güzeltepe, Aladağ olmayacak!” sloganıyla yürüttükleri bu mücadelede, tarikatların devletin yetersiz kaldığı alanlarda nasıl güçlendiğine dikkat çekti. “Laiklik, yalnızca inanç özgürlüğünün değil, tüm özgürlüklerin güvencesidir” diyen Diril, laikliğin sınıfsal bir mücadele olduğunu ifade etti.
Cemaat ve tarikatların uzun yıllardır eğitim alanında faaliyet gösterdiğini, yurt, okul ve dershaneler açtığını, emekçilerin çocuklarının karanlığa mahkum edildiğini anlatan Diril “Devlet ne yapıyor? Eğitime yatırım yapmıyor, devlet yurdu yapmıyor. Buraları bilinçli bir şekilde tarikatlara, cemaatlere bırakıyor” dedi.

Bu alanda piyasacılık ve gericiliğin birbirini beslediğini dile getiren Diril “Güzeltepe’de verdiğimiz mücadele aslında Sivas Katliamı’nı planlayan, besleyen, güçlendiren sermaye düzeni ile. Nasıl oluyor? Üniversite var, yurt yok, devlet yurdu yok. Konut sorunu tüm ülkenin sorunuyken üniversitenin olduğu yerlere cemaatlerin vakıfları kale gibi yurtlar inşa ediyor” diye konuştu.
‘Ya bu yangın çocuklarımız içerideyken olsaydı, kim hesap verecekti?’
Çiğli Güzeltepe’deki Süleymancılar’a ait yurtta yangın çıktığını hatırlatan Diril, “Bakın, bu çok trajik; bununla mücadele etmek, kavga etmek zorundayız. Yaptığımız yürüyüşte mahallelinin attığı slogan şuydu: ‘Güzeltepe, Aladağ olmayacak!’ Bu sembolik bir slogan değildi, bu toplumsal hafızayı yansıtıyor. Aladağ’da aynı tarikatın yurdunda 11 kız çocuğumuz yanarak öldü. Neden? Tarikatlara, denetimsizliğe, piyasacılığa, gericiliğe kurban gittiler. Ne acı ki aynı tarikat, Güzeltepe’de yurt açmak istiyor. Ve henüz işletilmeye başlanmayan bu yurt geçtiğimiz hafta yandı! Ya bu yangın çocuklarımız içerideyken olsaydı, kim hesap verecekti?” dedi.
‘Hava, su, güneş, laiklik!’
Güzeltepe’deki Süleymancılar yurdunun Milli Eğitim Bakanlığı ile Çiğli Belediyesi’nin ruhsatlarıyla açıldığına dikkat çeken Diril, “2020 yılında CHP’li Çiğli Belediyesi ne yazık ki ruhsatını vermiş. Biz buradan Çiğli halkı olarak bir çığlık atıyoruz, bu yanlıştan dönülmesini umuyoruz. Bu karanlık tabloya izin veremeyiz, vermeyeceğiz” diye konuştu.
Diril konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:
“Bu toplantının çalışmasını yaparken bir arkadaşımız insanlara bildiriyi verirken, ‘Hava, su, güneş, laiklik’ diyordu. Çok anlamlı, öz bir cümle. Ben de sözlerimi böyle bitireyim: ‘Hava, su, güneş, laiklik.'”
Terkoğlu: Bu sadece Çiğli’ye karşı değil Cumhuriyete karşı bir projedir
Diril’in ardından gazeteci-yazar Barış Terkoğlu konuştu. Yıllar önce aynı salonda konuşma yaptığı sırada da Çiğli’deki cemaat yurdu meselesinin gündem olduğunu hatırlatarak söze başlayan Terkoğlu, “Bu sadece Çiğli’ye karşı bir proje değildir, bu aynı zamanda cumhuriyete karşı bir projedir” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetin bir eşitlik devrimi olduğunu ifade eden Terkoğlu, dünyanın bütün eşitsizliklerini çözmese de, şeklen bir eşitlik projesi olan cumhuriyetin, insanlar arasında eşitlik felsefesine dayanan yurttaşlık kavramının da temeli olduğuna dikkat çekti. Terkoğlu, “Peki, bunu neden hatırlatıyorum? Şu yüzden, eğer cumhuriyet olmasaydı eğitim herkesin hakkı olabilir miydi? Cumhuriyetten önce eğitim ancak ayrıcalıklı sınıfların hakkıydı, cumhuriyet ise herkese eğitim hakkı vermiştir” dedi.
‘Tarikat yapılanmaları insanları sömürmek için bir örtü’
Terkoğlu konuşmasına şöyle devam etti:
“Tarikat yapılanmaları eşitliğe, yurttaşlığa, cumhuriyete karşı. İnsanları sömürmek için bir örtü. Bakın, o Süleymancıların yurtlarına gidin, hepsi de yoksul, işçi, asgari ücretle çalışan emekçilerin, sadece inandıkları için verdikleri paralarla inşa edilmiştir. Bu tarikat yapıları, biat etmiş yoksul insanlara kendi inançlarını bıçak gibi çevirip sokmak için üretilmişlerdir. Bursa’daki, Aladağ’daki, Konya’daki tarikatlardan insanlar nasıl çıktılar?
Siz cemaat diye bir yapı kurarsanız, yani laik, sosyal, demokratik hukuk rejimini fiilen ortadan kaldırıp, Türkiye’yi tarikat devletine çevirip, yurttaşların hakkını da tarikatların dağıttığı lutfa dönüştürürseniz, insanlar iş bulmak için, aş bulmak için, tedavi olmak için bunların kapısına giderler. O yüzden, Türkiye’deki laik cumhuriyet rejiminin kendisini uygulatır hale getirmesi, yurttaşları bu tarikatlara olan bağımlılıktan da kurtaracak. O yüzden bu cumhuriyet mücadelesi, tarikatlardan kurtulma mücadelesi, bir emekçi mücadelesidir, eşitlik mücadelesidir, bu insanları sömürüden kurtarma mücadelesidir. İşte ancak o zaman tarikatlardan kurtulabiliriz. Ama cumhuriyet devriminin kazanımlarını kaybedersek, her şeyi kaybederiz; çocuklarımızı ya sopayla bekleyen ya inançlarını sömürerek bekleyen ya işsizlikle terbiye ederek bekleyen ya sömürerek terbiye eden bir yapı olarak bu cemaat yurtları var olmaya devam eder. Bu yüzden, bu işin tek bir çözümü var: Emekçi karakterli bir cumhuriyeti yeniden yaratmak.”


