Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

GİDENLERİN ARDINDAN: O GÜZEL İNSANLAR KELEBEK OLUP UÇTULAR

Adana’da düzenlenen “Gidenlerin Ardından” edebiyat buluşmasında, kentin edebiyat ve sanat belleğine iz bırakan şair ve yazarlar anıldı.


Adana’da düzenlenen “Gidenlerin Ardından” edebiyat buluşmasında, kentin edebiyat ve sanat

Merhum edebiyatçıların eşleri, hayat arkadaşlarını bu kez kitaplardan değil, evlerinin içinden, yaşanmışlıklarından ve yüreklerinden anlattı. Şiirler ise kimi zaman yutkunarak, kimi zaman gözyaşlarıyla okundu.

Adana, edebiyatın hafızasında önemli bir yere sahip olan isimlerini anlamlı bir programla yeniden hatırladı.

Eğitim-İş Adana 2 No’lu Şube’nin Eğitim ve Bilim İşyerleri Sendikası toplantı salonunda gerçekleştirilen “Gidenlerin Ardından” adlı edebiyat programına, Adana’nın şair, yazar ve sanat çevrelerinden çok sayıda isim katıldı.

Programın en dikkat çekici yönü ise aramızdan ayrılan edebiyatçıların hayatlarının, eserlerinden çok daha farklı bir pencereden; eşlerinin anlatımıyla ele alınması oldu.

Programı hazırlayan Yönetmen Kubilay Altuntaş ile edebiyat dostu İlhan Kemal, Adana’nın kültür ve sanat belleğinde iz bırakan isimleri bir kez daha hatırlatmak amacıyla böyle özel bir buluşmaya imza attı.

Altuntaş ve Kemal, programın çıkış noktasını, “O güzel insanlar kelebek olup uçtular” sözleriyle ifade ederken; Adana’da yaşamış ve edebiyat dünyasına eserleriyle katkı sunmuş Şair Adnan Yücel, Ressam Dilvin Fadel Ali, Romancı Bahattin Yıldız, Öykücü ve Romancı Mehmet Ak, Şair-Yazar H. Hüseyin Gündüzalp, Şair-Yazar Bahattin Avcı ve Şair Bülent Gökgöl anıldı.

“BİR KENTİ KENT YAPAN OLGULARDAN BİRİ DE KÜLTÜRDÜR”

Programda söz alan Ayşe Yücel, eşi büyük şair Adnan Yücel’i anlatırken yalnızca bir eşini değil, aynı zamanda Adana’nın kültür ve edebiyat belleğini anlattı.

Yücel, Çukurova’nın bereketli topraklarından doğan kültürel zenginliğin Adana’yı ülkenin dört bir yanından gelen insanlar için bir çekim merkezi haline getirdiğini belirterek, bu topraklarda yetişen edebiyatçıların yerelden ulusala, ulusaldan evrensele uzanan bir yolculuk gerçekleştirdiğini dile getirdi

.

Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’i örnek gösteren Ayşe Yücel, Adana’nın yalnızca ekonomik üretimle değil, edebiyat ve sanat üretimiyle de bir kent olduğunu vurguladı.

2000’li yıllardan günümüze kadar çok sayıda edebiyat dergisinin yayımlandığını, edebiyat derneklerinin kurulduğunu ve etkinliklerin gerçekleştirildiğini anlatan Yücel, bu çalışmaların büyük ölçüde karşılık beklemeden sürdürüldüğüne dikkat çekti.

Yücel, edebiyat insanlarının yaşarken sahiplenilmesinin önemine vurgu yaparken, aramızdan ayrılan şair ve yazarların hatıralarına sahip çıkılmasının da kentin kültürel borcu olduğunu söyledi.

“İNSAN OLMAK; UNUTMAYIŞTAN, HATIRDA TUTUŞTAN VE VEFADAN BAŞKA NEDİR?”

Etkinliğin kendisi açısından da özel bir anlam taşıdığını ifade eden Ayşe Yücel, Adnan Yücel ve diğer edebiyatçı dostlarıyla geçmişte aynı edebiyat yolculuğunda yürüdüklerini anlattı.

Lir Sanat, İmgelen Çocukları ve Öteki Dergisi Kültür Sanat Girişimi gibi çalışmalar içerisinde birlikte mücadele ettiklerini belirten Yücel, sözlerini şu anlamlı cümleyle tamamladı:

“İnsan olmak nedir ki? Unutmayıştan, hatırda tutuştan ve vefadan başka…”

DİLVİN FADEL ALİ DE UNUTULMADI

Programda savaşın, göçün ve yersiz yurtsuzluğun izlerini eserlerine taşıyan ressam Dilvin Fadel Ali de anıldı. Edebiyat insanı Ressam Alişer Avcı, anlattı;

“Onun yaşamının savaş ve göçle şekillendiği belirledik., sanatın Dilvin Fadel Ali için kendisini ifade etmenin en önemli yolu olduğu vurgulanabilinir.

Toplumcu gerçekçi bir sanat anlayışıyla eserler üreten Ali’nin resimlerinde göçü, savaşı, kadını, mülteci olmayı ve insanlık dramlarını işledi.”

Sanatçının eserleriyle yaşamaya devam edeceği belirtilerek, onun şahsında savaşların, göçün ve yersiz yurtsuzluğun gölgesinde yaşamak zorunda kalan insanlar da anıldığını Avcı sözlerine ekledi.

ADNAN YÜCEL’İN ŞİİRLE YOLCULUĞU

Ayşe Yücel, eşi Adnan Yücel’in gençlik yıllarından edebiyat dünyasına uzanan yolculuğundan da kesitler aktardı.

Adnan Yücel’in gençlik döneminde yaşadığı siyasal ve eğitim hayatına ilişkin anılarını paylaşan Yücel, Hukuk Fakültesini kazanmasına rağmen kısa süre sonra bundan vazgeçtiğini ve “Benim işim edebiyat” diyerek öğretmenlik ve şiir yolculuğuna yöneldiğini anlattı.

Yücel’in edebiyat serüveninde usta şair Hasan Hüseyin Korkmazgil ile kurduğu dostluğun da önemli bir yeri olduğu belirtildi.

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in, genç Adnan Yücel’e şiir yolunda kendi sesini bulmasını öğütlediği ve onu yazmaya teşvik ettiği aktarıldı.

 

“HANGİ ŞİİRE BAŞLASAM SUSKUNUM SANA…”

Programın en duygu yüklü anlarından biri ise Adnan Yücel’in “Suskunum Sana” şiirinin okunması oldu.

“Hangi şiire başlasam suskunum sana” dizeleriyle başlayan şiir, salonda derin bir sessizlik oluşturdu.

Özlem, aşk, mücadele, acı ve suskunluğun iç içe geçtiği şiir, yıllar önce kaleme alınmış olmasına rağmen bu kez bir anma gecesinde yeniden hayat buldu.

Şiirin dizeleri, aramızdan ayrılan bir şairin ardından kalan en güçlü mirasın, yine kendi sözcükleri olduğunu bir kez daha gösterdi.

BAHATTİN AVCI: “ESERLERİYLE HEP BİZİMLE OLACAK”

Programda merhum yazar Bahattin Avcı’nın eşi de duygu yüklü bir konuşma yaptı.

Edebiyatın, dünyadaki kabalıkları yontup hayatı inceltme sanatı olduğunu belirten Avcı’nın eşi, Bahattin Avcı’nın da yaşamı, sözü ve kalemiyle hayatı incelten bir sanat insanı olduğunu söyledi.

Bahattin Avcı’nın yazdığı her satırı önce kendisine okuttuğunu anlatan eşi, onun eserlerindeki estetik ve zarafete duyduğu hayranlığı dile getirdi.

Avcı’nın “Rüya Gezgini” adlı deneme kitabının yanı sıra “Sürüldüklerimiz” adlı deneme dosyasını ve yarım kalan “Şems-i Mevlâ” roman çalışmasını geride bıraktığı belirtildi.

Bahattin Avcı’nın dünyaya soldan bakan ve güzel bir geleceğe inanan bir düşün insanı olduğu ifade edilirken, onun yazma tutkusunun ölümünden sonra da eserleriyle yaşamaya devam edeceği vurgulandı.

EDEBİYATTA VEFA GECESİ

“Gidenlerin Ardından” programı, klasik bir anma etkinliğinin ötesine geçti.

Çünkü bu kez şair ve yazarlar yalnızca kitapları, ödülleri ve eserleriyle değil; evlerinin içinden, eşlerinin hafızasından, birlikte yaşanan günlerin sıcaklığından anlatıldı.

Kimi zaman bir gazetenin heyecanla eve getirilişi, kimi zaman bir şiirin ilk kez eşe okunması, kimi zaman bir dost meclisinin hatırası salona taşındı.

Ve anlaşıldı ki bazı insanlar öldükten sonra gitmiyor.

Bir şiirin dizesinde, bir kitabın sayfasında, bir dostun hatırasında ve bir eşin titreyen sesinde yaşamaya devam ediyor.

Adana’nın kültür belleğine bırakılan bu anlamlı gece, geride kalanlara da önemli bir sorumluluğu hatırlattı:

Gidenleri unutmamak,
Yaşarken kıymet bilmek,
Ve edebiyatın emekçilerine vefayı bir borç değil, insan olmanın gereği saymak.

Çünkü bazı insanlar gerçekten de,

“O güzel insanlar kelebek olup uçtular.”

Ama bıraktıkları sözler, hâlâ Adana’nın gökyüzünde uçuşuyor.

Reklamı Geç