Çukurova Sanat Kurulu tarafından düzenlenen “Tarih, Sanat ve Edebiyat Gezisi”, Adana’nın tarihi kent merkezinde gerçekleştirildi. Taşköprü’den başlayan ve Tepebağ Höyüğü, Abidin Paşa, Ulu Cami, Yağ Cami ve Eski Vilayet çevresine kadar uzanan gezi, kentin geçmişine ışık tutarken, Adanalıların kendi şehirlerinin tarihî değerlerini yeniden keşfetmesine de imkân sağladı.

Çukurova Sanat Kurulu’nun Adana’nın tarih, sanat ve kültür değerlerini görünür kılmak amacıyla gerçekleştirdiği etkinlik, Taşköprü’de başladı. Tarihi kent merkezinin önemli duraklarının tek tek ziyaret edildiği gezide, katılımcılara yalnızca yapıların mimari özellikleri değil, bu yapıların Adana’nın geçmişindeki yeri ve taşıdığı hikâyeler de anlatıldı.

Adana’nın tarihî dokusunun sokaklarında gerçekleştirilen gezide yaklaşık 30 tarihi yapının önünden geçilirken, Tepebağ Höyüğü’nden Abidin Paşa’ya, Abidin Paşa’dan Ulu Cami ve Yağ Cami’ye, oradan Eski Vilayet çevresine kadar uzanan rota üzerinde kentin geçmişi adeta yeniden okundu.

“ADANA’NIN TARİHİ KENT MERKEZİ ÇOK GÜZEL BİR HAZİNE”
Gezi boyunca kafileye rehberlik ederek tarihi yapılar hakkında kapsamlı bilgiler veren, 45 yıllık mimar olduğunu belirten ve uzun yıllar Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde görev yaptıktan sonra Seyhan Belediyesi KUDEB biriminde restorasyon çalışmalarında görev alan mimar, Çukurova Sanat Kurulu’na teşekkür etti.

Çalışmanın yıllardır arzulanan bir düşüncenin somutlaşması açısından önemli olduğunu belirten mimar, Adana Tarihi Kent Merkezi’nin daha fazla tanıtılması ve bu tür çalışmaların yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekti.

Adana’nın kaybolan tarihi üzerine bir kitap hazırladığını da ifade eden mimar, çalışmanın yılbaşından sonra okuyucularla buluşmasını hedeflediğini söyledi.

“ADANALI BİLE KENDİ TARİHİNİ YETERİNCE BİLMİYOR”
Adana’nın tarihi kent merkezinin çok sayıda kişinin, hatta Adanalıların önemli bir bölümünün yeterince tanımadığı değerleri barındırdığına dikkat çeken mimar, düzenlenen gezinin bu açıdan önemli bir başlangıç olduğunu ifade etti.

Taşköprü’den başlayan tarih yürüyüşünün Tepebağ Höyüğü’ne, oradan Abidin Paşa, Ulu Cami, Yağ Cami ve Eski Vilayet çevresine kadar uzandığını belirten mimar, yaklaşık 30 yapının hikâyesinin katılımcılara aktarıldığını söyledi.
Bu tür gezilerin sadece toplu etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan mimar, katılımcıların öğrendikleri bilgileri daha sonra aileleriyle paylaşarak aynı rotaları çocuklarıyla birlikte gezmelerinin Adana’nın kent belleğinin geleceğe aktarılması açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

“BU SADECE KÜÇÜK BİR ROTA”
Adana’nın tarihi kent merkezinde gezilecek ve anlatılacak daha pek çok noktanın bulunduğunu ifade eden mimar, gerçekleştirilen rotanın aslında büyük bir tarihi mirasın küçük bir bölümünü kapsadığını söyledi.
Çalışmanın zaman içerisinde daha kurumsal bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten mimar, Adana’nın yalnızca mimari mirasının değil; edebiyatının, sanatının, sinemasının, sporunun ve kente değer katan bütün önemli isim ve unsurlarının da bu çalışmalar içerisinde ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Bu anlamda Çukurova Sanat Kurulu’nun çalışmasının diğer sivil toplum kuruluşlarına ve yerel yönetimlere de örnek olmasını temenni etti.
RAMAZANOĞLU MİRASINA DA DİKKAT ÇEKİLDİ
Tarih yürüyüşünde Adana’nın tarihî kimliğinin önemli unsurlarından biri olan Ramazanoğlu ailesinin bıraktığı miras da ele alındı.
Adana’nın merkezindeki tarihî yapıların birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğine dikkat çekilirken, yapıların ve mahallelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinin kentin geçmişini anlamak açısından önemli olduğu vurgulandı.

Tepebağ bölgesindeki tarihî sokakların, eski yapıların ve kent dokusunun yalnızca geçmişin izlerini taşıyan mekânlar olmadığı; aynı zamanda Adana’nın sosyal, kültürel ve mimari hafızasının önemli parçaları olduğu anlatıldı.

GENÇLERE “KENDİ ŞEHRİNİZİ TANIYIN” ÇAĞRISI
Gezinin en önemli mesajlarından biri ise gençlere yönelik oldu.
Gençlerin kendi şehirlerinin tarihini ve kültürünü yakından tanımaları gerektiğini belirten mimar, bunun geçmişe takılıp kalmak anlamına gelmediğini söyledi.
Dünyanın önemli kentlerinde tarihi bölgelerin korunarak ziyaretçilere sunulduğunu hatırlatan mimar, Avrupa kentlerinde “Old Town” olarak adlandırılan tarihi bölgelerin büyük ilgi gördüğünü, Adana’nın da kendi tarihî merkezini aynı anlayışla değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

“Her kentin bir tarihi vardır” anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekilirken, gençlerin geçmişlerinde ne olduğunu bilmelerinin, yaşadıkları şehre aidiyet duygularını da güçlendireceği belirtildi.
“GENÇLER DİJİTAL DÜNYADA YAŞIYOR”
Genç kuşağa ulaşmanın yolunun yalnızca geleneksel yöntemlerden geçmediğine de dikkat çekildi.
Günümüz gençlerinin büyük ölçüde dijital dünyada yaşadığını belirten mimar, Adana’nın tarihinin de dijital ortama taşınması gerektiğini söyledi.
Tarihi yapıların, eski mahallelerin, geçmişte yaşayan insanların ve Adana’nın kültürel mirasının dijital teknolojiler kullanılarak gençlere anlatılmasının önemine işaret etti.
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca tüketilen bir alan olmaması gerektiğini ifade eden mimar, bu teknolojilerin gençlere kendi geçmişlerini, şehirlerinin tarihini ve atalarının yaşadığı dönemi anlatmak için de kullanılabileceğini belirtti.
Bu konuda özellikle İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, belediyelerin kültür müdürlükleri, sivil toplum kuruluşları ve sosyal amaçlı vakıflara önemli görevler düştüğünü söyledi.
“İNSAN BİLMEDİĞİ ŞEYDEN ZEVK ALMAZ”

Gezi sonunda etkinliğe katılanların ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getiren mimar, katılımcıların anlatılanları dikkatle dinlediğini ve sorularıyla geziye katkı sunduğunu belirtti.
Asıl hedefin bu ilgiyi çocuklara ve gençlere de taşımak olması gerektiğini ifade eden mimar, ailelerin çocuklarıyla birlikte tarihi mekânları gezmelerinin önemine dikkat çekti.
Mimarın gezi sırasında verdiği mesaj, etkinliğin de özünü ortaya koydu:
“İnsan bilmediği şeyden zevk almaz, bildiği şeyden zevk alabilir.”
Bu anlayışla Adana’nın eski mahallelerinin, tarihi yapılarının ve geçmişten bugüne taşıdığı kültürel mirasın yeni kuşaklara aktarılması gerektiği vurgulandı.
ÇUKUROVA SANAT KURULU’NDAN KENT BELLEĞİNE ÖNEMLİ KATKI
Çukurova Sanat Kurulu’nun gerçekleştirdiği tarih gezisi, Adana’nın geçmişine sahip çıkılması ve kent belleğinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından dikkat çekici bir çalışma olarak değerlendirildi.
Tarih, sanat ve edebiyatı aynı çatı altında buluşturan etkinlik, Adana’nın yalnızca bugünün değil, yüzyıllar boyunca biriktirdiği büyük bir kültürel mirasın da şehri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Taşköprü’nün taşlarından Tepebağ’ın sokaklarına, Ramazanoğlu mirasından Ulu Cami ve Yağ Cami’ye uzanan tarih yolculuğu, katılımcılara sadece bir gezi değil, Adana’nın geçmişiyle yeniden buluşma fırsatı sundu.
Çukurova Sanat Kurulu’nun bu çalışmanın daha geniş rotalarla sürdürülmesi, Adana’nın edebiyat, sanat, sinema ve spor hafızasının da aynı anlayışla ele alınması yönündeki hedefi ise kent kültürünün geleceğe taşınması açısından önem taşıyor.
Başkan Kıraç:
“Okuyucularınız Çukurova Sanat Kurulunun yapacağı etkinlikleri Çukurova Sanat kurulu sayfalarında takip edebilirler ” dedi.
