Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

“Ekranın İçindeki Uçurum”

  Geceydi, Ev sessizdi ama bir odada savaş vardı.Ne silah

 

Geceydi, Ev sessizdi ama bir odada savaş vardı.
Ne silah sesi duyuluyordu ne çığlık.

Ama bir hayat, yavaş yavaş parçalanıyordu.
On altı yaşında bir çocuk.
Elinde telefon, gözünde ışık değil, bağımlılığın donukluğu.

“Son bir tur ” dedi.

Son olmadı.
Hiçbir zaman son olmadı.

Önce harçlık gitti.
Sonra annesinin verdiği yol parası.
Sonra babasının cüzdanından eksilen o “fark edilmeyen” birkaç yüz TL.

Sonra utanmanın bile sustuğu an geldi.
Oyun sandı.
Ama oyun değildi.
Kazandığını sandı.
Ama her kazanç, daha büyük bir kaybın tuzağıydı.

O ekranın arkasında kim vardı biliyor musunuz?

Bir insan değil.
Bir sistem.
Sizi izleyen, sizi tanıyan, zayıf anınızı bekleyen bir dijital canavar.

“Bedava bonus” diye seslendi.

“Bir daha dene” diye fısıldadı.

Ve çocuk, her tıklamada biraz daha battı.
Anne mutfakta dua ediyordu.
Baba sabahın köründe işe gidiyordu.
Onlar evlat büyüttüğünü sanıyordu.
Aslında ekran, çocuğu yavaş yavaş yutuyordu.

Bir gün kapı çaldı.
Borcun sesi geldi.
Bir gün telefon sustu.

Evdeki huzur da onunla birlikte öldü.
Gözyaşı aktı.
Ama geç kalınmıştı.
Çünkü bu illet
Sigara gibi kokmaz, alkol gibi sendeletmez.
İçten içe kemirir,
Fark ettiğinizde, geriye sadece enkaz bırakır.

Ey anne, ey baba.
Çocuğunuz odasında sessiz diye masum sanmayın.
Sessizlik bazen çöküşün en gürültülü halidir.

Sorun!

Takip edin!

Konuşun!

Yoksa bir gün siz de o soruyu sorarsınız:

“Biz neyi kaçırdık?”n

Hayıflanmak yerine takip edin huzur kazansın.

Reklamı Geç