ORTA HABER KISMI MOBİLYA

Anadolu’nun bağrından kopup gelen bir ses vardır; toprağın diliyle konuşan, insanın içine işleyen… O ses, Âşık Veysel’dir. Ve onun en derin, en sarsıcı haykırışı:

“Benim sadık yârim kara topraktır…”

Bugün onun ölüm yıldönümünde, sadece bir ozanı değil; bir ömrü, bir sabrı, bir teslimiyeti anıyoruz…
Toprağa Yazılmış Bir Ömür
Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğan bir çocuktu Veysel…

WhatsApp Image 2026-03-23 at 00-37-35

Gözleri dünyaya kapandığında henüz küçük bir çocuktu ama gönlünün kapıları sonuna kadar açılmıştı hayata. Karanlık, onun kaderi oldu; ama o karanlıktan öyle bir ışık doğurdu ki, asırlar boyu sönmeyecek bir meşale yaktı.
Bir gün, eline aldığı sazla dertleşmeye başladı. Sözü, sesi ve yüreği bir oldu. İnsanlar bakarken görmeyi öğrenememişti belki ama o; görmeden sevmeyi, dokunmadan hissetmeyi, susarak anlatmayı öğrendi.

Ve yıllar sonra dilinden dökülen o söz, aslında bütün hayatının özeti oldu:

“Benim sadık yârim kara topraktır…”

Toprak: Hem Başlangıç Hem Son
Onun için toprak sadece basılan bir yer değildi.

Toprak; ana idi, sırdaş idi, dost idi…

İnsanların vefasızlığına karşı toprağın sadakatini gördü.
Kimi zaman dost bildikleri sırt döndü, kimi zaman hayat en ağır imtihanlarını sundu. Ama toprak… hiç terk etmedi onu.
Toprak ona ekmek verdi.
Toprak ona sabrı öğretti.
Toprak, ona ölümü bile korkulacak değil; kabullenilecek bir hakikat olarak anlattı.

Çünkü Veysel’e göre insan, yine geldiği yere dönecekti.
Ne kibir kalacaktı, ne makam, ne şöhret…

Hepsi bir avuç kara toprağa karışacaktı.
Sessizliğin İçinden Yükselen Hakikat
Âşık Veysel’in sözleri sadece bir türkü değil, bir hayat felsefesiydi.
O, bağırmadan haykırdı.
Ağlamadan ağlattı.
Görmeden gösterdi.

Onun şiirlerinde insan kendini bulur:
Bir gariplik, bir yalnızlık, bir teslimiyet…

Ama en çok da bir hakikat:
İnsan toprağa ait…
Ve en sadık yar, yine toprak…
Ölüm Değil, Vuslat
1973 yılının o hüzünlü gününde, Veysel’in bedeni kara toprağa verildi.

Ama aslında o, en sadık yarine kavuştu.
Toprak onu bağrına bastı.
Sanki yıllardır beklediği dostuna sarılır gibi…

Bugün mezarı başında bir rüzgâr esse, sanki sazının teline dokunur gibi eser.
Bir kuş ötmeye başlasa, sanki onun dilinden bir türkü dökülür gökyüzüne.

Ve Bugün…
Bugün bizler, şehirlerin gürültüsünde kaybolmuşken;
o hâlâ bir köy yolunda, bir dağ yamacında, bir gönül köşesinde sazını çalmaya devam ediyor.

Her “kara toprak” dendiğinde, aslında biraz da kendimizi hatırlıyoruz.
Çünkü Veysel bize şunu öğretti:

Sevgi toprağa benzer…

Ne kadar verirsen, sana o kadar geri döner.

Ama ihmal edersen, kurur gider…

Ey büyük ozan,
Ey toprağın dilini bize öğreten bilge yürek…

Senin sadık yarin kara topraktı,
Bizim ise hâlâ aradığımız bir hakikat…

Ruhun şad olsun.
Sazının tınısı, bu topraklarda ebediyen yankılansın.

ALT KISIM

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

MOBİLYA

Reklam

MO

Çigli Nöbetçi Eczaneler

Anket

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği